“Gel-gel hiç acımıycak” … Ayhan Sarı


Toplam Okunma: 1302 | En Son Okunma: 24.07.2014 - 13:02
Kategori: Eleştiri/Kritik, Yazarlarımız: A.Sarı

Önce “Bandıra bandıra ye beni/ hiç doyamazsın tadıma” vardı, sonra “Hadi beni dansa kaldır/ Kaldıramazsan kaldırırlar güzelim” geldi. Büyük tepkiler çekti. Aslında evre anlayışı farklı olsa da benzer sözlerle tarih boyunca karşılaşılmış. III. Selim’den -“Güzel gel meclise tenha/ Bir yosma şuh–ı dil–ruba/ Gel açıl gonca–dehen zevk edecek günlerdir…” den halk türkülerine değin… Kimisinde sözler Arapça/Farsça ardına gizlenmiş, kimisinde ise derleme yani kağıda dökme aşamasında müziğe kıyılamadığı için değiştirilerek söz uyarlaması yapılmış… Şimdilerde ise hoparlörlerde “Gel-gel acımıycak” duyuluyor. Alıştık mı, n’oldu? Avrupa ve Amerika’da da böyle oldu…

“Gel-gel hiç acımıycak” … Ayhan Sarı

Önce “Bandıra bandıra ye beni/ hiç doyamazsın tadıma” vardı, sonra “Hadi beni dansa kaldır/ Kaldıramazsan kaldırırlar güzelim” geldi. Büyük tepkiler çekti. Kısa bir molanın ardından süreç devam etti ve “Bu gecenin hatrına giriver koynuma sana yapacaklarım var”; “Benim olmazsan taciz ederim, bana varmazsan yer bitiririm”; “Özlemişsin besbelli tenimi, unutamadığın her halinden belli- Sarılmandan belli, kırıcan mı belimi” geldi… “Nelere alışmadık ki” der gibiyiz sanki… Avrupa ve Amerika’da da böyle oldu…

Şimdilerde yenisi, söz müziği Mithat Can Özer’e ait olan ve Tarkan’ın “Adımı Kalbine Yaz” albümünde yer verdiği şarkı müzikçalarlarda, cafelerde, barlarda, diskoteklerde…

Şarkıya “kalbin ah kalbin” bölümü sonradan eklenmiş(*). Düzenlenmiş sözler şöyle:

Gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Gel hiç acımayacak

Gece çıkmak dans etmek istermiş kendisi
Gözü yükseklerde ama bir o kadar masum
Ne yaparsın, nereye kadar kaçarsın?
Kız ilik gibi ne dese boynum kıldan ince

Şansım varsa ben ona talibim
Bir gel dese kapının önündeyim

Yalvarmak mı gerekiyor?
Diz çökmek mi gerekiyor?
Sen iste ben bekliyorum
Listeme de ekliyorum

Gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Gel hiç acımayacak

Kalk gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Gel hiç acımayacak

Kalbin ah kalbin

Yalvarmak mı gerekiyor?
Diz çökmek mi gerekiyor?
Sen iste ben bekliyorum
Listeme de ekliyorum

Gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Gel hiç acımayacak

Kalk gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Söz hiç acımayacak

Kalbin ah kalbin

* * *
Söz diziminden de anlaşıldığı gibi şarkının anlaşılan tek söz grubu nakaratı olan “Gel gel acımıycak” bölümü …
Hıncal Uluç Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde şöyle yazmıştı:

“…Günlerdir Tarkan’ı dinliyorum arabamda tekrar tekrar.. Bayıldığımdan değil.. Millet nasıl bayılmış, onu keşfetmek için… Dinlediğim en sıradan Tarkan albümü bu…
Ahmet Ertegün ve Arif Mardin, dünya müziğinin iki patronu Tarkan’ı en güzel yıllarında uyuttular ve öldürdüler.. Oyaladılar, beklettiler, sonunda kapının önüne koydular.. Yunanlı şarkıcıları dünya yıldızı yapan ikili, Tarkan’a albümü geçin, bir single yapmadılar..
Şimdi Tarkan, küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor…

Bestecinin annesi Sezen Aksu Tarkan’a “Kız hepsi senin mi” dedirtmişti.. “Yakalarsam mucuk” diye kovalatmıştı..
Oğul Mithat Can, daha uyanık.. “Gel, hiç acımayacak” diye yanına çağırıyor. Kuşaklar değişti, günün genci kovalamayı bıraktı.. “Gel” diyor artık!.”(1)

Aslında bu tarz sözler özde aynı şekilleriyle tarih boyunca varolmuş. III. Selim’den -“Güzel gel meclise tenha, Bir yosma şuh–ı dil–ruba, Gel açıl gonca–dehen zevk edecek günlerdir, Teşrif–ı kudümün gözetir şevk ile canım”- halk türkülerine değin.

Kimisinde sözler Arapça/Farsça ardına gizlenmiş, kimisinde ise derleme yani kağıda dökme aşamasında müziğe kıyılamadığı için sözler değiştirilerek söz uyarlaması yapılmış.

Angara havaları diye bilinen müziklerde de hala yaşıyor… Konunun halk müziği boyutunda hala halkın arasında yerel, dar anlamda yaşayan küçük ahbab grup müzik seslendirimlerinde söylenegeliyor.

“Dam üstünde un eler / Tombul tombul memeler”, “Salla, salla gül memeler çağlasın / Salla salla yer yerinden oynasın”, “Entarisi ala benziyor / Şeftalisi bala benziyor”, “Oy farfara farfara / Ateş düştü şalvara”, “İndim derelerine bilmem nerelerine / Kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine”, Kaldır gelin kaldır beyaz budunu / Kötü kocan bilmez senin tadını”, “Aman melekem kavur balıkları (Tuttum karının eteğinden / Tuttum karının memesinden) gibi türküleri, “Kız hepsi senin mi ?”, “Bayıra doğru yatır beni / Kaşı beni, tırmala beni”, “Bu gecenin hatrına alıver koynuna / Sana yapacaklarım var” gibi pop şarkılar izliyor.

Yukarıda belirttiğimiz yonca Evcimik’in Bandıra bandıra ye beni” sinden bu yana da zaman zaman gençlerin önüne dans etkili pop müzik havalarında çıkarılıyor.

Muhafazakar açıdan baktığımızda:
“Rezalet, müzik ve gençlerin yetişme şekli yozlaştırılıyor.” Denmekteyse de;

Karşı bakış açısından “sözlerin sadece ön plana çıkarılan kısmı değil de tümünün dikkate alınması” gerektiği savunuluyor. Tarkan’ın şarkısında olduğu gibi defalarca kulakta kalır bir ezgi ve ritmde “gel gel acımıycak” duyulurken arkasından hiç de kulaklarda kalmayan “kalbin” kelimesinde olduğu gibi.

Onlara göre bu şarkıda sözlerin algılanması ve yazanı şöyle olmalı:
“Gel gel gel güzelim, söz hiç acımıyacak… Kalbin ah kalbin…”

“Adımı Kalbine Yaz” Tarkan’ın 29 Temmuz 2010′da çıkardığı 8. stüdyo albümüdür. Albümdeki şarkılarda Tarkan, Sezen Aksu, Ozan Çolakoğlu, Mithatcan ve Günay Çoban’ın imzaları bulunuyor.

Şarkı hakkında halktan bir yorum şöyle:
“Tarkan işi biliyor- önce muck muck , sonra gel gel acımayacak ,sonra öp öp öp - işi bitince de - adımı kalbine yaz beni unutma… “

Müzikten başka alanlarda da benzer durumlar, yani yazılarında cinselliği çağrıştıranlar var. Örneğin “seksi köşe yazarlığı” konusunda şöyle denmekte:

“ ‘seksi köşe yazarı’ konsepti aslında feminist kaygılarla ortaya çıkmıştı. Ya da öyle deniliyordu başta. Cinselliğini özgürce yaşayan kadın hadisesi, pek çok yönden eşitlik adına atılan adımdı. Ancak kazın ayağının öyle olmadığı da kısa zamanda anlaşıldı. Perihan Mağden mesela, Milliyet’in “savunma muhabiri” Aslı Aydıntaşbaş için, “Paşaların kucağından inmiyor.” tabirini kullanmıştı. Seksi olmanın belli getirileri vardı camiada. Ayşe Arman mesela, kâh başörtülü/türbanlı bir kadın kılığına girip onları “anladığını” sanıyor, kâh dergilere “seksi” (zinhar erotik değil) pozlar veriyordu. Aslı Özyılmazel de, köşesinde ölmeden önce yapmak istediği şeylerin başına zenci bir erkekle birlikte olmayı yerleştiriyordu. Serdar Akinan da dayanamayıp, “Kadın gazeteciler patronların yatağından çıkmıyor!” demişti mesela…”(2)

Bu tarz yaklaşımlara toplumbilimciler ne diyor?..

… …

Yaygın bilinen ve dile gelen anlamıyla ise “halkı usul usul müstehcenliğe alıştırma”.

Son 30 yıl içinde nelere-nelere ne söylemlere, uygulamalara alışmadık mı, alıştırılmadık mı?

Örneğin TRT, devlet koroları sanatçılı GTM yayınlarının yer aldığı tek yayın kanalı olarak benimsenmiş TRT TV 4 Çocuk kanalına dönüştürüldü. Tepki gösterildi ama belli ki tepki yeterli değildi. O bildiğimiz, alıştığımız GTM koruyucu anlayış yani TRT4 gitti, yerine TRT Müzik TV geldi. Üstüne üstlük bu TV’ye Tuğba Özay (fasılzenden de öte) fasıl solisti olarak çıktı. Detone sesiyle birkaç GTSM şarkısı söyledi. Yaptığının ismi olarak ekranda “fasıl” yazdı.

O TRT4 ki anlayışı halk içinde orta yol sesini bulabilmek idi…

Konuyla ilgili olarak Musiki Dergisi’nde yayınlanan yazı üzerine -içinde en fanatiğinden en light’ına TSM’ciler bulunan- Türk Müziği Yahoo Haberleşme Grubu’nda bile –yalnızca iki tepki dışında- kimsenin gıkı çıkmadı.

Alıştılar ya da yıldılar. İkisi de aynı sonuca çıkıyor. Onlar ki bir şeyleri değiştirebileceklerine olan ümitlerini yitirdiler.

Yıllar önce Uğur Yücel’in bir oyununda izlemiştim. Fıkra şöyleydi:

“Tanınmış bir Türk devlet adamı emekli ABD başkanı baba Bush’un konuğu olur ve söyleşirler.
Baba Bush sorar sizde bir romantik ve bir klasik iki devlet adamı vardı. Şimdi ne yapıyorlar?
Cevap:
Evet, ikisi de (o zaman için) iyilik sıhhatteler ama şimdilerde romantiğin romanı gitti “tik” i kaldı. Klasiğin ise klası gitti… …”

Müzikte de şimdiye değin klasik olarak nitelendirilen değerler ikinci plana itiliyor ve değersizleştiriliyor.

Çıkan sesler gittikçe cılızlaşıyor…

Geçmiş zamanda değersiz addedilenler şimdi değerleniyor.

Klasik değişiyor, klas’ı, klas duruşu gidiyor.

. . .

Şehir mi köyleşiyor, köyler mi şehirleşiyor?

Biz göremesek de görecekler var.

. . .

Ve cafedeki plakta “gel gel acımıycak” çalıyor…

________________________________

(*) Sözlerin orijinali şöyle:
Gece çıkmak dans etmek istermiş kendisi
Gözü yükseklerde ama bir o kadar masum
Ne yaparsın, nereye kadar kaçarsın?
Kız ilik gibi ne dese boynum kıldan ince
Şansım varsa ben ona talibim
Bir gel dese kapının önündeyim
Yalvarmak mı gerekiyor?
Diz çökmek mi gerekiyor?
Sen iste ben bekliyorum Listeme de ekliyorum
Gel gel gel güzelim Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim Gel hiç acımayacak
Kalk gel gel gel güzelim
Gel gel acımayacak
Gel gel gel güzelim
Gel hiç acımayacak

(1) Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi, 21 Ağustos 2010 http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2010/08/21/gel_guzelim_acimayacak
(2) http://www.sakinkafa.com/seksi-kose-yazari/




Hoşgeldiniz