Bezmârâ “Ali Ufkî Yılı” Konserleri IV …


Toplam Okunma: 2200 | En Son Okunma: 30.10.2014 - 03:03
Kategori: Konserler

Bezmara topluluğu “Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” kapsamında Ali Ufki temalı 4. konserini gerçekleştiriyor. Girişin serbest olduğu konserde alışılageldiği üzere Çeng, şehrud, kopuz, mıskal, yanaklı ud, eski tanbur, eski kanun, eski santur, kemançe gibi 16. ve 17. yüzyıl sazlarıyla o dönemin musikisi seslendiriliyor. 25 nisan 2010 Pazar, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu, Saat 20.00

Bezmârâ
Kantemiroğlu’nun nota derlemesindeki saz eserlerini seslendirmek üzere
1996’da Fikret Karakaya tarafından kurulan Bezmârâ topluluğu, unutulmuş 16. ve 17. yüzyil sazlarıyla o dönemin musikisini icra eden tek topluluktur.

Çeng, şehrud, kopuz, miskal, yanakli ud, eski tanbur, eski kanun, eski santur, kemançe gibi yitik sazlar, minyatürlerden ve yazılı kaynaklardaki kıt bilgilerden hareketle Bezmârâ için özel olarak yapildi. İstanbul Fransiz Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, o zamanki müdürü müteveffa Steşanos Yerasimos sayesinde, topluluğu hem malî açidan destekledi, hem de provalarına ev sahipliği yapti. Topkapı Sarayı’nin Kubbealtı binasinda yapilan ilk kaydi Splendours of Topkapi (Topkapi’nin ihtişami) adıyla Fransa’da yayimlanan Bezmârâ’nin ikinci albümünün adı bir misyonu da ifade ediyor: Yitik Sesin Peşinde.

1999’da Ali Ufkî Bey’in Mecmûa-i Sâz ü Söz’ündeki sözlü ve sözsüz eserler üzerinde çalışmaya başlayan Bezmârâ, tamamı Mecmûa’dan alınmış eserlerden oluşan ilk konserini 2000 yılında verdi.

Üçüncü albüm, büyük ölçüde bu konserdeki eserlerden oluştu. Daha sonra yurt içinde ve dışında verdiği konserlerin çoğunda bir bölümü Kantemiroğlu derlemesindeki peşrev ve sazende semâîlerine, bir bölümü de Ali Ufkî Bey’in notaya aldığ eserlere ayırdı.

2005’te Yunanistan’da yayımlanan Tanburî İsak albümüyle, daha yakın bir dönemin musikisini, III. Selim döneminin sazlarıyla icra eden Bezmârâ, “eserleri, bestelendikleri dönemin sazlarıyla icra etme” anlayışının farklı bir örneğini ortaya koydu; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafindan yayımlanan Fasl-i Kadim 1 ve 2 ile, Mecmûa’ya dayalı repertuarını genişletti.

Mecmûa-i Sâz ü Söz dışında, Ali Ufkî’nin Bibliothèque Nationale’de muhafaza edilen cönkündeki ve Dimitri Cantemir’in derlemesindeki bütün eserlerin ses kaydını, ciddî musiki dinleyicilerine ulaştırmayı hedefleyen Bezmârâ, repertuardaki en eski eserlerin bile, Avrupaîleştirilmiş bir 20. yüzyil üslubuyla icra edildiği bir ortamda, Osmanli musikisini –olabildiğince– tarihî sazlari, perdeleri, araliklari ve üslubuyla icra etmeye çalışmaktadır.

25 Nisan 2010, saat 20:00
Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu

Ali Ufki Bey
Bugün Ukrayna sınırları içinde kalan, 17. yüzyılda Lehistan toprağı olan Lvov’da, soylu ve varlıklı bir ailenin oğlu olarak doğdu. Asıl adı Wojciech Bobowski idi. Hayat hikâyesinde pek çok belirsizlik vardır. Batılı kaynaklar, 1610’da doğduğunu kabul ederler.

Çok iyi bir eğitim gören Bobowski, belli başlı bütün Avrupa dillerinin yanı sıra melodileri kâğıda yazmayı da öğrendi. Kırım Tatarlarına esir düştüğünde 20’li yaşarındaydı.

Çok zeki olduğu ve pek çok dil bildiği şark edilince İstanbul’a, Padişah IV. Murad’a gönderildi. Enderun’a alınan ve burada Arapça, Şarsça ve Türkçe’nin yanı sıra Osmanlı musikisinin inceliklerini de öğrenen Bobowski, Müslüman olarak Ali Uşkî adını aldı. Bir süre Saray tercümanlığı yaptı. İstanbul’da nerdeyse duyduğu bütün musiki parçalarını notaya aldı. Bir süre Saray dışında yaşadı. Sonra tercüman olarak yeniden Saray’a alındı. İstanbul’a gelen seçkin Avrupalılarla yakın ilişki kurdu. Bunların bazılarına Türkçe öğretti. Thesaurus Linguarium Orientalium (1680) adlı önemli sözlüğün yazarı François Mesgnien Meninski ve tanınmış müsteşrik Antoine Galland, Ali Uşkî’den Türkçe öğrenen Avrupalıların en ünlüleridir.

Felemenk sefiri Levinus Warner’in siparişi üzerine başadığı Kitâb-ı Mukaddes’in Türkçe çevirisini 1664’te tamamladı. Günümüzdeki Türkçe Kitâb-ı Mukaddes, büyük ölçüde Ali Ufkî Bey’in çevirisine dayanır.
Fransızlar için bir Türkçe konuşma kılavuzu hazırlayan, Türk dili ve İslam dini üzerine çeşitli kitaplar yazan Ali Ufkî Bey, Enderun’da öğrendiği musiki eserlerini, 17. yüzyıl başında Avrupa’da kullanılan notasyon sistemiyle kâğıda geçirdi. Kendisi de bu eserlerin tarzında besteler yaptı.

Tasavvufî veya dindışı tarzdaki Türkçe şiirlerinde Ufkî “veya vezin gereği Ufûkî” mahlâsını kullandı. Serai Enderun adlı İtalyanca eserinde Topkapı Sarayı’nı ve Saray’daki yaşayışı anlattı. Bu kitabın Meşkhane bölümünde musikiyle ilgili çok değerli bilgiler bulunur.

Antoine Galland’ın toplayıp Paris’e götürdüğü “çeşitli dillerde yazılmış notların bulunduğu” yüzlerce sayfa, bir cönk halinde Bibliothèque nationale’de saklanmaktadır. Bu cönkte, yaklaşık 250 musiki eserinin notası dışnda, şiirler, ilaç ve yemek tarifleri, dualar vs de vardır.

Mecmûa-i Sâz ü Söz adlı nota derlemesinde ise, dinî ve dindışı, sözlü ve
sözsüz 600’e yakın eser yer alır. Özenle oluşturulmuş bu yazmanın tek nüshası, British Library’dedir. Osmanlı musikisine dair eserlerinin en önemlisi olan bu yazmada Ali Ufkî, parçaların notasını, Avrupalıların tersine, sağdan sola doğru yazmıştır. Mecmûa-i Sâz ü Söz’deki türkî, varsağı, raksiyye, yelteme gibi parçaların güfteleri, Türk âşık edebiyatı
araştırmaları bakımından da çok büyük önem taşır.

1675’te İstanbul’da öldüğü kabul edilen Ali Uşkî Bey’in eserleri üzerindeki ciddî çalışmalar, Türkiye’de yaklaşık 60 yıl önce başamıştır ve henüz hak ettiği düzeye gelememiştir.

2010’un aynı zamanda Ali Ufkî Yılı olarak kutlanması, bu çalışmaların hız ve derinlik kazanmasını da sağlayacaktır.

Konser Programı

1. Uşşak Peşrev : Terâne-i Dilkeş
2. Uşşak Nakş
3. Uşşak Murabba: “Oldu belâ-yı aşkıñla mübtelâ göñül”
4. Uşşak Murabba: “Mestâne oldum aşkıñ elinden”
5. Uşşak Türkî: “Hançeriñ eliñe al, dertli sînem del”
6. Uşşak Hânende Semâîsi: “Gelsene nesîm-i subh ile”
7. Hüseynî Peşrev – Atîk Osman Paşa
8. Hüseynî Murabba: “Tâzelendi hâtırım şi’r-i terennüm tâzedir”
9. Hüseynî Murabba: “Kasdıñ iki ki cân ü diliñ birisinedir”
10. Hüseynî Murabba: “Gerçi sen bu lebleriñle halk-ı âlem cânısıñ”
11. Hüseynî Murabba: “şiehâ zülşüñ beni dîvâne kıldı”
12. Hüseynî şiarkı: “şiu karşıdan gelen elâ gözüne”
13. Hüseynî Hânende Semâîsi: “Bir sencileyin mest-i mey-i nâz ele girmez”
14. Hüseynî Raksiyye: “Sen oynadıkca kademi”
15. Buselik Peşrev
16. Buselik Murabba: “Nice vasş itsiñ o şûhı dil-i hoş-dem ne disiñ”
17. Buselik Semâî: “Ey göñül aşkın sarayın yıkdı bir nâ-mihr-bân”
18. Ney Taksimi
19. Nişâbûr Peşrev
20. Nişâbûr Murabba: “Olur melûl ü garîb, elem çeker mi âşık”
21. Nişâbûr Murabba: “Gitdi eyyâm-ı şitâ, irişdi eyyâm-ı bahar”
22. Nişâbûr Türkî: “Nedir bu itdiğiñ baña revâ mıdır yüzü gülşen”
23. Nişâbûr Hânende Semâîsi: “Ey şeh-i melek ceşâ ü cevr ile iñletme beni”
24. Nişâbûr Sâzende Semâîsi: Semâî-i Efrencî

Bezmara Topluluğu Üyeleri:

Fikret Karakaya (çeng ve ses)
Kemal Caba (kemânçe)
İhsan Özer (santur)
Serap Çağlayan (kanun)
Nurullah Kanık (ney)
Ali Tan (ney)
Akgün Çöl (şehrud)
Bekir Baloğlu (ud)
Adem Tosunoğlu (kopuz)
Mehmet Kemiksiz (ses)
Ersin Çelik (ses)
Kamil Bilgin (daire)
Kerem Karakaya (nakkare)




Hoşgeldiniz