100. Doğum Yıldönümünde Reşat Aysu…


Toplam Okunma: 1792 | En Son Okunma: 23.11.2014 - 03:44
Kategori: Değerlerimiz

Geleneksel Türk Müziği’nin son dönemine, bestelediği saz eserlerindeki yepyeni anlayış, kimlik ve ufukla damgasını vuran Reşat Aysu(1910-1999), 100’üncü doğum yıldönümü anısına hazırlanan konserle İzmir’de anılıyor. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı (EÜ DTMK) Klasik Türk Müziği Korosu konserinin ilk bölümünde, Aysu’nun saz eserleri; ikinci bölümünde ise, nispeten gölgede kalmış olan sözlü eserleri solo ve koro biçiminde seslendirilecek… 29 Nisan 2010 Perşembe İzmir AKM Konak, saat 20.30…

Mehmet Reşat Aysu 1910 yılında Tekirdağ’da altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Klarnet çalan babası Tekirdağ Belediye Bandosu’nun şefiydi. 4-5 yaşlarında birer hafta arayla anne ve babasını kaybetti. Birinci Cihan Savaşı yıllarında aile İstanbul’a göç etti ve Reşat Aysu Darüşşafaka Lisesi’nde öğrenimine başladı. Burada kendi kendine notayı ve keman çalmayı öğrendi. Daha sonra Zekaîzade Ahmet Irsoy’dan klasik fasılları öğrenerek okul korosuna katıldı. Daha sonraki yıllarda Batılı keman virtüözlerinin plaklarını dinleyip, çeşitli metodlardan istifade ederek kemanda Batı tekniğini geliştirdi ve Batı müziğini nazari bahislerini de öğrendi. Bu yıllarda arkadaşları ile bir tango orkestrası kurarak çeşitli konserler verdi.

1932 yılında Darüşşafaka Lisesi’ni bitirerek Ankara Ziraat Fakültesi’ne girdi. 1936 yılında bu okuldan yüksek ziraat mühendisi olarak ve 1969 yılında emekli olana kadar Ankara, Sivas ve Bornova’da Entomoloji (Böcek Bilimi) dalında ihtisas sahibi olarak çeşitli görevlerde bulundu. Bu yıllarda aynı vazifeyi paylaştığı İsmail Baha Sürelsan ile çeşitli faaliyetlerde bulurdu.

1945 yılında Rakım Erkutlu ile İzmir Musiki Cemiyeti’ni kurdu ve merhum üstadın birçok eserini notaya alarak unutulmaktan kurtardı. Rakım Elkutlu’ya ait olarak bilinen ve “Mümkün mü unutmak güzelim” mısraıyla başlayan şarkı iki bestekarın ortak eseridir.

1947′de Madam Amati yönetiminde kurulan Şehir Orkestrası’nda 2. ve 1. keman olarak çaldı.

1945-1948 yılları arasında İzmir Musiki Cemiyeti’nde hocalık yaptı ve 1949 yılında İzmir Radyosu’na kemanı ile bir yıl müddetle devam etti.

1958 yılında Ege Üniversitesi’nde bir Türk müziği korosu kuran Reşat Aysu 1988 yılından itibaren Üniversiteye bağlı Devlet Konservatuarı’nda uzun yıllar hocalık yaptı. Henüz on bir yaşındayken bestelediği “La Reve” isimli senfonik parçadan başka tango, fokstrot, lied, marş gibi batı müziği formlarında besteler yapan Reşat Aysu, 1943 yılında saz eserleri bestelemeye başladı. Peşrev, saz semaisi, şarkı, oyun havası gibi Türk müziği formları da dahil olmak üzere üç yüzü aşkın eser besteleyen sanatkar özellikle saz semaileri ile çok ünlü oldu.

Beria Aysu ile evliliğinden Emre, Yalvaç ve Soner isimli üç oğlu olan Reşat Aysu 13 Ekim 1999′da vefat ederek izmir’de toprağa verildi.

Bestecimiz Erol Sayan’dan Bir Anı…

“Yıl 1962, aylardan Aralık, günlerden Cumartesi Hocam İsmail Baha Sürelsan’ın evlerindeki musiki toplantısından birinde çalışma bitmiş ve serbest saat başlamıştı. Arkadaşlar, çeşitli bestecilerden eserleri solo olarak okudular. Daha sonra, saz çalan arkadaşlarımız bir saz eseri çalmak istediler. Hocamız, “Reşat Aysu” beyefendinin Acem Aşiran saz semaisini çalalım dediler.

Notalar önümüze kondu. Herkes çaldı, fakat ben tanburla bir hayli güçlük çektim. Daha sonra notayı atarak eve gittiğimde orta tel vasıtasıyla çeşitli pozisyontar bularak kolaylıkla icra eyledim.

Ertesi hafta yine serbest saatte, solo sazı eseri çalmak istediğimi söyledim ve aynı saz eserini (tanbur için oldukça zordur) çaldım.

İşte o günden beri bende, Reşat Aysu’nun saz eserlerini tanburla icra etmek için çeşitli pozisyonlar bulmak hevesi doğdu.

1963 yılı sonlarında yine hocamızın evinde, söz Reşat Aysu beyefendiden açıldığı zaman, diğer saz eserlerinin notalarını görebilme imkânımın olup olmadığını sordum. Memnuniyetle Nihavend saz semaisini verdiler. Notayı aldım, evde üzerinde bir hayli çalıştım ve ezberledim. Daha sonra, Nihavend saz semaisini radyoda icra etme imkânlarını aradım. 1964 yılı Nisan ayının başlarında, bir gün Muzaffer İlkar Bey, eseri kendi yönettikleri bir programda icra edebileceğimizi söyledikleri zaman, bir hayli sevindim.

Viyolonsel üstadı sayın Hüsnü Özenen’e eseri birlikte icra etmemizi teklif ettiğimde, olumlu sonuç aldım. Kendileri uzun seneler Batı musikisi icra etmişlerdi. Buna dayanarak, ayrı partisyon yazdım.

İki gün çalışarak, Fa anahtarı ile birlikte nüans işaretleri de olan notayı Hüsnü Özenen’e verdim.

3-4 kere çalıştık ve olduğuna kanaat getirerek stüdyo günü çok sıkışık bir saatte banda tespit ettik, yayınlandı.

Daha sonra, Dr. Zekâi Süer’le yine Reşat Aysu Bey’in Kürdîlihicazkâr saz semaisini 20 gün devamlı çalışmak sureti ile banda tesbit ettik. Her iki eser de çok beğenildi.

6 Haziran 1970 günü, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Korosu Amatör Saz Grubu ile, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi konser salonunda yine Sayın Reşat Aysu beyefendinin Ferahnak saz semaisini son derece güzel icra edildi. Dinleyiciler defalarca alkışladılar.

Ben, bizden sonra heveslenen genç tanburilerin bu tip çalışmaya gönül vermelerini beklemiştim. Bir iki kardeşimiz dışında zor eserleri yenme ve icra tutkusunda kimseyi göremedim, dinleyemedim.

Saz semaileri bestelemekte gerçekten çağının çok ilerisinde olan Sayın Reşat Aysu’ya bir sözüm var. Eserleriniz ileri tarihlerde gerçek değerini mutlaka bulacak ve gönülleri bir şelale gibi doldurarak coşturacaktır. Yeni tanburilerin hedefi, sizin eserleriniz olmaktadır

Kendilerine bol ilhamlar diler, o sihirli ellerinden kalemi ve dudaklarından eserlerini bestelemek için kullandıkları ıslığı bırakmamalarını dilerim.”




Hoşgeldiniz