Derya Köroğlu: “Hacı Arif Bey’in Soyundanım…”


Toplam Okunma: 3690 | En Son Okunma: 28.05.2017 - 11:55
Kategori: Röportajlar

Popüler müziğimizde geleneksel Türk müziğini renk değil de asıl çalgılarıyla saunduna yedirebilmiş ve bunun sürekliliğini sağlamış ilk müzik grubu olan Yeni Türkü’nün demirbaşı Derya Köroğlu(d.1955) ile Faruk Demir’in Yeni Asır Gazetesi için yaptığı röportajda Köroğlu’nun Hacı Arif Bey’in( 1831-1885 ) 4′üncü kuşak torunu olması ve ondan aldığı müzik yeteneği genleri üzerine kendince neler koyduğu, Yeni Türkü Grubu ve gelecek üzerine notlar: …”Yaptığımız müzik zaten başta yadırgandı. Hele o zamanlar TRT’nin yapısına hiç uygun değildi. Örneğin, bir şarkı gönderiyoruz hafif müzik kapsamında, ‘Bunun içinde sanat müziği enstrümanları var ‘TSM’ye yollayın’ diyorlar. Bizi bir yere koyamadılar, tanımlayamadılar. Kompartımanlar uymadı.”…

- Kaç yıldır profesyonel müzisyensiniz?-
Üniversiteden mezun olurken ilk albümü çıkardık. Grubu 30-32 yıl önce kurduk ama profesyonellik yaklaşık 25 yıldır var.

- Ne eğitimi aldınız?
- ODTÜ Mimarlık Bölümü mezunuyum. Yeni Türkü olarak hepimiz üniversite mezunu ve meslek sahibiyiz. Zaten mesleklerimiz olduğu için bu işi yapabiliyoruz. Para kazanmak zorunda olsaydık bunu yapamazdık.

- Yeni Türkü nasıl doğdu?
- Ankara Fen Lisesi’nde yatılı okurken Selim Atakan’la arkadaşız, müzik çılgınıyız. O dönem müzik, özgürlük demek, karşı çıkmak, varolmak demek. Biz grup olarak ilk 10 yılımızı ne yapmamız gerektiğini düşünmekle geçirdik. Mesele güncel bir şeyler yakalamaktı. Ayrıca zengin müzik kaynaklarımız, Anadolu’da ve Osmanlı içinde oluşturulmuş bir müzik var. Ama önemli olan üzerine de bir şeyler koymak, binayı yukarı doğru büyütmekti.

- Grubun adını nasıl koydunuz?
- Şair arkadaşımız Yaşar Miraç’ın Yeni Türkü diye küçük bir gazetesi vardı. O bize dedi ki, ‘Sizin yaptığınız müzikle, benim Yeni Türkü gazetesinde anlatmak istediğim şey aynı, Yeni Türkü sizsiniz’ İsmi bize o hediye etti.

- Ve macera başladı.
- Geleneksel müziğimizden yola çıktık. Geleneksel müziğimizi kullandık. Ama ortaya farklı bir tarz koyduk. Önce halk müziği, sonra da sanat müziği makamlarını, ritimlerini ve sazlarını kullanmaya başladık. Ardından da kanun, ud, klasik kemençe gibi enstrümanları piyano ve gitarla armonize ettik.
- Türk müziğinde tam sesler 9 aralığa ayrılır. Batı müziğinde ise 2′ye. Bu durum enstrümanları armonize ederken zorluk yaratmadı mı?
- Evet çok dikkat etmek gerekiyor. Biz başka bir örgü kullanmak durumunda kalıyoruz. Yaptığımız müzik zaten başta yadırgandı. Hele o zamanlar TRT’nin yapısına hiç uygun değildi. Örneğin, bir şarkı gönderiyoruz hafif müzik kapsamında, ‘Bunun içinde sanat müziği enstrümanları var ‘TSM’ye yollayın’ diyorlar. Bizi bir yere koyamadılar, tanımlayamadılar. Kompartımanlar uymadı.

- Gruplarda çok değişim olur. Sizde durum nedir?
- Ben grup olmayı çok önemsedim. Grup, kendine özgü bir müzik yapmak için her türlü enstrümanı kendine göre çalarak bir tat ortaya çıkarmalıdır. Bence grup olmak budur. İmece işin tadı farklı. Ama Türkiye’de grup yürütmek ekonomik olarak zordur. Biz 7 kişiyiz sahnede. Yardımcılar, teknik elemanlar derken en az 10 kişi olarak gidiyoruz.

- Kaç albüm yaptınız?
- Seçmeler ve konser albümleriyle 17. Ama stüdyo albümü olarak 13. Albümden ziyade bence Yeni Türkü çok iyi bir konser grubu.

- Siz çok sakin görünüyorsunuz ama sahnede bambaşkasınız.
Konser sanatçısı olmak ayrı bir şey.

- Sizin şarkılarınızı kimlerden dinledik?
- Nükhet Duru, Erol Evgin gibi isimler var ama sayısı fazla değil.

- Kaç besteniz vardır?
- Daha çok benim bestem var. Ama hepimiz katkıda bulunuyoruz. Saz eserlerine değer veriyoruz, onlarla beraber 155 şarkımız var. Dizi ve film müzikleri de çok yaptık. Özellikle Cengiz Onural, Selim Atakan bu sektörde öne çıkıyor. Yeni Türkü olarak “Derman” filmi müziği ile “Altın Portakal” aldık. En tepe noktamız ise “Süper Baba” oldu. Dizi müziği albümü yapan ilk biz olduk.

- Albümlerde anonim şarkılara da yer veriyorsunuz. Yüzdeye vurursak ne kadarı size ait ne kadarı anonim?
- Yüzde 80-90 civarı bize ait. Mesela 90 yıllık bir beste olan Yedikule’yi ilk biz söyledik.

- Size yardım eden bir derlemeci var mı. Nereden bulup çıkarıyorsunuz bu eski şarkıları?
- İşin doğrusu bunlar Anadolu topraklarından çıkma müzikler ama Yunanistan’da daha iyi takip ediyorlar bunları. Mesela “Kayıkçı” diye bir türkümüz var Yunanlılar söylüyor ama biz bilmiyoruz. Biz genellikle onlardan alıyoruz.

- Türkiye’de müziği tüketen insanlarla, müzik insanlarımızın, dünya geneliyle bir karşılaştırmasını yapıyor musunuz? Dünyaya açılmış mıyız yoksa Eurovision’dan Eurovision’a mı sahneye çıkıyoruz?
- Makamsal müzik olduğu sürece Batı kulakları bunu kabul etmiyor. Mesela Japon müziğini hepimiz tanırız, ama dünyaya hakim olacak uluslararası bir müzik olarak görmeyiz. Bence Türk müziği de bu durumda.

- Peki Yeni Türkü’nün projeleri var mı?
- Albüm, 2 ay içerisinde piyasada olacak, yine 12 parça. Geçmişteki Yeni Türkü’nün değişik tarzlarını koruyarak yeni bir çalışma yaptık. Şu an grupta olmayan arkadaşların da çalışmaları var, tam bir mozaik oldu. Adı “Şimdi ve Sonrası” Yeni Türkü.

- Telif haklarını nasıl görüyorsunuz?
- AB’ye girme kriterlerinden biri beynin ürettiği fikir hakları üstüne. Türkiye’de yıllardır korsanla savaşıyoruz. Aklın ürettiklerine saygı bu ülkeye yerleşmedikçe medeni olamayız. Yine de telifle ilgili en iyi adımlar müzik konusunda atıldı. Ama alınacak çok yol var. Sadece Güney Kıbrıs bu konuda bizden daha büyük.

- Siz MESAM’ın denetleme kurulundaydınız. Yoğunluktan dolayı mı bıraktınız?
- Dönem dönem görev yapıyoruz. Önümüzdeki seçimlerde yine aynı kurul için adaylık koyacağım.

. . .

- Ailede müzikle ilgilenenler var mıydı?
- Anne tarafım Hacı Arif Bey’in soyundan. Müzik yeteneği anneden geliyor. Hacı Arif’in dördüncü kuşak torunuyum.

- Peki Hacı Arif’in çalışmalarından hiç yararlandınız mı?
- Hayır, hiç yapmadık. Grubumuzda çok iyi enstrümanistler var. Kendi alanlarında ilk üçte olan insanlar hepsi de.

- Onlardan bir tane de Hacı Arif dinlemek isteriz.
- O zaman bizim ayrıca bir Türk musıkisi albümü yapmamız lazım. Ben bunu bir düşüneyim.
. . .
_________________________________________

(*) “Hacı Arif Bey’in soyundanım” Faruk Demir Röportajı, Yeni Asır Gazetesi, 21 Mart 2010
http://www.yeniasir.com.tr/HayatinIcinden/2010/03/21/haci_arif_beyin_soyundanim




Hoşgeldiniz