Eserleri Seslendirilmeyen Besteci… Ersin Antep


Toplam Okunma: 4150 | En Son Okunma: 25.04.2019 - 13:01
Kategori: Değerlerimiz

Dün (23 Kasım 2010) keman sanatçısı ve orkestra şefi Ekrem Zeki Ün’ün 100. doğum yıldönümü idi. İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki Üngör’ün oğlu Ekrem Zeki Ün, 1987 yılında aramızdan ayrıldı ve hayattayken pek az orkestra eserini canlı olarak dinleyebildi. Adeta eseri seslendirilmeyen besteciliğe mahkûm edildi. Her Türk bestecisinin eseri, en az bir kez seslendirilmeyi hak ediyor. Tıpkı Ün’ün 29 yıl önce yazdığı “Atatürk’e Armağan” adlı yapıtı gibi… 1934-1935 tarihlerinde, ilk Türk operası “Özsoy” operasının sahnelenmesi sırasında yaşanan fikir ayrılıkları sonucu Musiki Müesseseleri Müdürlüğü (tüm müzik kurumlarının müdürlüğü) görevinden ayrılan O. Z. Üngör ve E. Z. Ün, doğal bir Ankara dışlanmışlığına sürüklenmişti…

İlk Türk gitar üçlüsü “İstanbul Gitar Üçlüsü”nün kuruluşuna öncülük eden, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın resmi şeflerinden ve başkemancılarından Ekrem Zeki Ün’ün doğum yıldönümü için bugün(23 Kasım 2010) sadece Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir panel düzenleniyor. 27 Kasım’da saat 18.30’da ise Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir anma gecesi yapılacak. Ün’ün “Atatürk’e Armağan” eserinin yalnızca 4. bölümünün ilk seslendirilişi ise şef İbrahim Yazıcı yönetiminde İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından yapıldı.


Ekrem Zeki Ün’ün “Yunus’un Mezarında” adlı flüt ve piyano eseri; 1933 yılındaki bestelenişinden sonra ilk kaydı yapılan Türk eserlerinden biri oldu. Daha çok “Keman Konçertosu”, “Beyaz Geceler” gibi orkestra eserleri tercih edilse de, birçok eseri hâlâ dinleyici önüne çıkamadı.

1933’e kadar yurtdışına sınavla gönderilen pek az bestecimiz vardı: Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin ve Ekrem Zeki Ün… Cemal Reşit Rey, Necil Kazım Akses ve Ferid Alnar ise kendi olanaklarıyla öğrenim görmüştü. Aralarında ifade, yazım tekniği, esinlenilen kaynak gibi konularda herhangi bir ortaklık bulunmayan “Türk Beşleri” ifadesini icat eden Halil Bedi Yönetken; E. Zeki Ün’ü kapsam içine almayarak aslında kaderini de zorlaştırmıştı.

1934-1935 tarihlerinde, ilk Türk operası “Özsoy” operasının sahnelenmesi sırasında yaşanan fikir ayrılıkları sonucu Musiki Müesseseleri Müdürlüğü (tüm müzik kurumlarının müdürlüğü) görevinden ayrılan Üngör ve Ün, doğal bir Ankara dışlanmışlığına sürüklenmişti. Bu dışlanmışlık, eserlerinin seslendirilmemesine, Üngör’ün İstiklal Marşı bestecisi olarak dahi adının anılmamasına yol açtı.

Ekrem Zeki; İstanbul Belediye Konservatuvarı ve İstanbul Müzik Öğretmen Okulu’nda yetiştirdiği birçok değerli öğrenci, “uluslararası düzey”i Türkiye’de benimsetmeye yönelik görüşleri ve eğitsel amaçlı çok sayıda çalışması ile daha kapsamlı etkinliklerle anılmayı hak ediyor.

Ve ne yazık ki devlet orkestraları ile müzik kurumlarının programlarında yokluğu ile dikkat çeken bu umursamazlık, Alnar ile Erkin’in 105., Faik Canselen ile Kemal İlerici’nin 100., İlhan Usmanbaş’ın 90. doğum gününü de ıskalayacak gibi görünüyor.(1)
______________________________________
Cumhuriyet 23.11.2010
(1) http://www.muzikoloji.org/yazi/yazi_goster_uye.asp?yazi_id=732




Hoşgeldiniz