Recep Birgit’i de, sesini de unutmadık… Ahmet Rasim Küçükusta


Toplam Okunma: 4688 | En Son Okunma: 15.11.2018 - 05:47
Kategori: Değerlerimiz

Türk Musikisinin efsane seslerinden Recep Birgit’i 17 Ocak 2005’ de kaybetmiştik. Zamanın bu kadar hızla akmasına hayret etmemek mümkün değil. O’nu 40 yıl kadar önce o zamanlar oturduğumuz Lâleli’de Foto Pekcan’ ın vitrinini süsleyen ve orada birkaç yıl kalan büyük boy resmiyle tanımıştım… Musiki çevrelerindeki ismi “Recep Baba’’ idi, ben ise Recep Abi diye hitap etmeyi severdim… Hem bizim evdeki hem diğer dostların evlerindeki müzik toplantılarında sayısız kere meşk ettik… Bas bariton sesi ile gümbür gümbür okuduğu Erol Sayan’ın ‘’Efem’’ şarkısını ondan güzel yorumlayan çıkmadı…

Recep Birgit’i de, sesini de unutmadık… Ahmet Rasim Küçükusta

Türk Musikisinin efsane seslerinden Recep Birgit’i (d.1920) 17 Ocak 2005’de İstanbul’da kaybetmiştik. Zamanın bu kadar hızla akmasına hayret etmemek mümkün değil. Recep Birgit, musikimizin gelmiş geçmiş en önemli ses sanatçılarından biri idi. O’nun o davudî güzel sesi hâlâ kulaklarımızda ve bu kubbede ilelebet de bâki kalacak. İsmi de, Hafız Burhan’lar ile… Bekir Sıtkı Sezgin’ler ile… Safiye Ayla’lar ile… Kani Karaca’lar ile… beraber ‘’unutulmayacak yorumcular’’ listesinde sonsuza kadar duracak.


Recep Birgit stüdyoda bir kayıt sırasında…
Soldan sağa: Ney-Doğan Ergin, Kanun-Cüneyd Kosal ses-Recep Birgit, Kemençe-Cüneyd Orhan, Tanbur-Necdet Yaşar

Ben Recep Birgit’ i bundan 40 yıl kadar önce o zamanlar oturduğumuz Lâleli’de Foto Pekcan’ ın vitrinini süsleyen ve orada birkaç yıl kalan büyük boy resmiyle tanımıştım.


Sonra, kim bilir kaç defa dinlediğim bir 45’lik plâkla da sesine hayran olmuştum. Gültekin Çeki’nin o zamanlar dillerden düşmeyen bir rast şarkısıydı bu:

Karagözlüm efkarlanma gül gayrı
İbibikler öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki gel gayrı
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım
Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır sebat etmez gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım

1990’ lerde kanunî Turgut İçten’ in evindeki toplantıların birinde Recep Birgit ile tanışma şerefine eriştim. Aramızda en az 35 yaş fark vardı, ama kısa zamanda çok iyi iki dost oluvermiştik.

Onun musiki çevrelerindeki ismi “Recep Baba’’ idi, ben ona Recep Abi diye hitap etmeyi severdim, çünkü onunla ruhça yaşıttık, o benim saçları ak, gönlü genç arkadaşımdı. O, tertemiz kalpli, gerçek bir beyefendi idi. İlerlemiş yaşına rağmen hayat dolu bir delikanlı idi. Türk müziğini de koroya yeni katılmış bir amatör gibi severdi. Zevkle, heyecanla ve hevesle okurdu.
Kendimdeki ‘’müziğe doymayan heyecanı’’ bir de yaylı tanbur üstadı Fahrettin Çimenli’ de gördüm. Bana hep, Fahrettin Abi dünya durana kadar çalacak, Recep Abi şarkı söyleyecek gibi gelirdi. Öyle değilmiş.

O da Merdivenköy’de (Göztepe) oturuyordu ve evlerimiz de birbirine çok yakın idi, sık sık görüşmeye başladık. Hem bizim evdeki hem diğer dostların evlerindeki müzik toplantılarında sayısız kere birlikte olduk. Recep Birgit, Alâeddin Yavaşça, İnci Çayırlı, Hayat Anıl, Münip Utandı, Adnan Mungan… gibi sanatçılarla icra ettiğimiz o fasılların zevkini kelimelerle anlatmak ne mümkün.

Onunla birkaç kere serhanende Nurettin Çelik, Nuran Ortaç, kemani Kemal Demir, klarinet Şükrü Kabacı ile birlikte Levent Tenis Kulubü’nde fasıl da yapmıştık. Bu, aynı zamanda benim profesyonel udî olarak ilk sahneye çıkışım, müzikten ilk para alışımdı. O fasıllardan kazandığım paraları güzel bir hatıra olarak hâlâ saklıyorum.

Recep Birgit, 1920 yılında Yugoslavya’nın Üsküp kentinde dünyaya gelmiş. 7 yaşında ailesi ile beraber Türkiye’ ye göç etmişler; Bursa’ ya yerleşmişler. Sesinin gürlüğü ve güzelliği askerliğini yaptığı sırada komutanlarının dikkatini çekmiş ve onların teşvikiyle de müziğe yönelmiş. Askerlikten sonra 1949 yılında Bursa’da kemani Cahit Peksayar ve udi Musa Kumral ile birlikte Bursa Musiki Cemiyetini kurmuşlar. İlk hocaları da tanburi İhsan Akıner ile İzzet Gerçeker olmuş. 1951 yılında da İstanbul Radyosu’nun açtığı sınavı kazanarak radyoda çalışmaya başlamış. Sonraki yıllarda Münir Nurettin Selçuk ile de tanışarak radyodaki görevinin yanı sıra Konservatuar İcra Heyeti’ne de katılmış ve buradaki solo konserlerde büyük başarılar kazanmıştır. Üstat Münir Nurettin’ in onun için ‘’Türkiye’ nin en iyi erkek sesi’’ dediği söylenir.


Şekip Ayhan Özışık yönetiminde Ali Ulvi Baradan’ın “Ayşem” başlıklı şarkısını okuduğu plak

Bizim musikimizde bazı şarkılar bestekârından ziyade o şarkıyı yorumlayan sanatçıyla daha çok hatırlanır. Meselâ, ‘’Çile bülbülüm çile’’ şarkısı Safiye Ayla ile, ‘’Her yer karanlık pür-nur o mevkî’’ şarkısı Hamiyet Yüceses ile adeta özdeşleşmiştir. Recep Birgit’ in çok sık ve severek söylediği, ondan dinlemeye alıştığımız şarkılar da vardır. İsmail Hakkı Nebioğlu’ nun yegâh makamındaki muhteşem şarkısı bunlardan biridir:

Doldur ey saki bu cem bezminde bir gün mey biter
Boş kalır fani kadehler, tel susar, heyhey biter
Dem geçer, devran döner, hicran biter, her şey biter
Boş kalır fani kadehler, tel susar, heyhey biter

Selahattin İçli’nin “Sarıyerli” şarkısını da nasıl yürekten okurdu:

Çoktan beri bir kız tanırım ben Sarıyer’de
Boy pos onda kaş göz onda esmer ona derler
Hiç benzeri yok varsa gelsin kim hani nerde
Boy pos onda kaş göz onda esmer ona derler
Derler ki bu dünyayı yakan ay ve güneştir
Gel gör o dudaklar ne ateştir ne ateştir
Fallar açılır bu güzel kız kim kime eştir
Boy pos onda kaş göz onda esmer ona derler

Ve bas bariton sesi ile gümbür gümbür okuduğu Erol Sayan’ın ‘’Efem’’ şarkısı. Bu eseri de bugüne kadar ondan güzel yorumlayan çıkmadı.

Kordonboyu seyrine düştü,
Titret efem vur dizin üste
Boncuk gibi alnına düştü
Parlar tenin ter gözün üste
Efem, efem çakır efem, kılıncı şakır efem,
Seni gören kızlarda, mecal mi kalır efem?..

Rumeli türküleri O’nun ayrılmaz parçası gibiydi…

Recep Birgit, doğduğu… havasını soluduğu… suyunu içtiği… ekmeğini yediği… Rumeli’ nin türkülerini de aşkla, şevkle okurdu. Özellikle de eviç makamında olanlar sesine pek yakışırdı.

İşte bunlardan biri:

On kerre demedim mi sana sevme dokuz yar
Sekizde sefa yedide vefa olmaya zinhar
Altı ile beş dört ile hiç başa çıkılmaz
Üçün ikisin terk ede gör ta kala bir yar

Recep Abi, bir aydan fazla zamandan beri zaman zaman çıkan yüksek ateşten dolayı özel bir hastanede yatmış, yapılan birçok incelemeye rağmen ateşinin nedeni ve nasıl bir hastalığı olduğu anlaşılamamıştı. Beni aradı, durumu anlattı. Bende kendisine elindeki tüm incelemeleri alıp gelmesini söyledim. Ertesi gün oğlu Baki Bey ile ellerinde bir tomar röntgen, ultrason, tomografi… ve pek çok laboratuar incelemesiyle hastaneye geldiler. Biraz kilo kaybetmişti, solgundu, ama gözler gene pırıl pırıldı.

Yapılan incelemeleri dikkatle gözden geçirdim. Gerçekten de bunlarda yüksek ateşi açıklayacak bir bulgu, ipucu yoktu.
Kendisine ‘’Şimdi eskisi kadar çok çıkmıyor olsa da böyle yüksek bir ateşin ve bazı anormal kan bulgularının nedeninin mutlaka tekrar araştırılması gerektiğini’’ izah ettim. İç hastalıkları bölümünden arkadaşım Prof. Dr. Adnan Yaldıran’ı aradım, durumu özetledim ve ondan Recep Abi’ nin yatırılarak tetkik edilmesini rica ettim. Böylece de Cerahpaşa İç Hastalıkları Genel Dahiliye Bölümüne yatırıldı. Tüm incelemeler ayrıntılı olarak yeniden yapılmaya başlandı.

Orada sanırım 2 hafta kadar yattı, birkaç kere ziyaretine gittim. Son gidişimde bir saate yakın sohbet ettik. O sıralarda 50 yıldan fazla zamandan beri hizmet verdiği TRT’den uzaklaştırılmak onu çok üzmüştü. Çünkü, TRT kısa bir süre önce Ayla Büyükataman, Feridun Darbaz, Fahrettin Çimenli… gibi musikimizin önemli sanatçılarını tasarruf tedbirleri bahanesiyle işten çıkarmıştı. Oysa, bu sanatçılar yol parası bile olamayacak bir ücrete radyo programlarına katılıyorlar, genç sanatçılara hocalık yapıyorlardı.

Cerrahpaşa’da yapılan incelemelerde ateşinin kalp kapağı hastalığı ve kalp zarı iltihabından ‘’enfektif endokardit’’ olduğunun saptanması üzerine, ameliyat olmak ve kalp kapağı değiştirilmek üzere özel bir hastaneye yattı. Ancak, ameliyattan sonraki günlerde bir türlü düzelemedi… Yoğun bakımdan çıkamadı ve 17 ocak 2005 günü bu dünyaya veda etti.

* * *

7 yıl önceki gazete küpüründen özet (MD):

Türk sanat müziğinin efsane seslerinden Recep Birgit, pazar günü (17 Ocak 2005) 85 yaşında hayata gözlerini yumdu. Birgit, yaklaşık bir ay önce yüksek ateş şikâyetiyle hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Hastanesi’nde tedavi altına alınan Recep Birgit’in oğlu Baki Birgit, “Bir ay kadar önce kendisini hastaneye getirdik. İncelemelerde bir enfeksiyon olduğu tespit edilmişti. Ama ne yazık ki babamı kaybettik” dedi.

Askerlikten sonra Bursa’da Cahit Peksayar ve Musa Kumral’la birlikte 1948-49′da Bursa Musiki Cemiyeti’ni kuran Birgit’in hocaları Tanburi İhsan Akıner ile tanburi İzzet Gerçeker’di.

“Benim için şarkı söylemek heyecandır” diyen Birgit, 1951′de İstanbul Radyosu’nun açtığı sınavı kazanmıştı. Notayı kendi kendine öğrenen, bilgisini ilerletmek için İstanbul Radyosu’nda stajyerlerle derslere giren ve bu yolla eksikliklerini tamamlayan Birgit 1955′te tanıştığı Münir Nurettin Selçuk’u akıl hocası olarak kabul etmişti.

Konservatuvar icra heyeti konserlerinde yıldızı parlayan, 1965′ten sonra sahneye çıkan Birgit yıllarca Bebek Belediye ve Taksim Belediye gazinolarında söylemişti.

Yıllarını verdiği İstanbul Radyosu’ndaki işine, kurumun tasarruf tedbirleri nedeniyle 2004 yılında, 80 yaşında sözleşmesi feshedilerek son verilen Birgit için dün İstanbul Radyosu önünde bir tören düzenlendi. Birgit’in naaşı, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.(1)
______________________________________
(1) http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=140744




Hoşgeldiniz