Neşet Ertaş Medical Park İzmir Hastanesi’nde…


Toplam Okunma: 4401 | En Son Okunma: 09.12.2018 - 01:30
Kategori: Basından

Medical Park İzmir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Zeki Hozer, rahatsızlanması sonucu hastanelerine getirilen Ertaş’ın tedavisinin sürdüğünü belirtiyor: “Neşet Ertaş kronik tedavisinin bir dönemi için hastanemizde misafir edilmektedir. Türk Halk Müziği’ne eşsiz katkıları nedeniyle toplumumuza mal olan sayın Neşet Ertaş’ın genel durumu oldukça iyi. Yaklaşık 10 gün sürecek olan tedavisinin ardından hastanemizden taburcu edeceğiz”…

Neşet Ertaş’ın menejeri Gülsüm Sarıkaya, Neşet Ertaş’ın hastalığı sebebiyle kilo kaybettiği için basın karşısına çıkmak istemediğini dile getirdi:

“Neşet Usta’ya farkılı bir beslenme sistemi uygulanıyor. Uzun süren bir tedavi süreci bu tabi. Arayanlardan kendisi çok memnun. Usta ‘canım içimde, ben burdayım daha canım çıkmadı’ diyor. Hastalığın yakıştığı adam değildir. Hastalığı ağzından hiç duymadım. Habire ‘öldü’ haberleri çıkıyor. ‘Ya ne çok istiyorlar’ diye düşünüyor. Çıkan haberlere üzülüyor. Ondan sonra açıklama yapıyor. “Hop durun ne diyorsunuz”…

Neşet Usta’nın hastanede vaktinin büyük çoğunluğunu televizyon izleyerek geçirdiğini aktaran menejer Sarıkaya, CHP lideri Kılıçdaroğlu’yla aralarında güzel bir diyolog olduğunu bildirerek:

“Sen halkın liderisin, bende halkın sanatçısıyım’ tarzında bir diyalogları var aralarında. ‘Gardaşım iyiyim’ diye bir diyalog geçti. Böyle aranınca mutlu oluyor. Bu sevgi ona iyi geliyor. ‘Sağolsunlar’ diyor ama ben biliyorum çok iyi geliyor ona” açıklamasında bulundu.

Medical Park Hastanesi’nde tedavisi devam eden Neşet Ertaş’ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ziyarette bulundu. Hastane çıkışında Kocaoğlu, Neşet Ertaş’ı çok iyi gördüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

“Morali çok iyiydi. Kardeşleri, eşi yanında. Oturuyordu zaten. Acil şifalar diliyorum. Kendisi çok kıymetli bir sanatçımız, çok mütevazi bir insan”

Anadolu’daki Abdallık geleneğinin son temsilcilerinden olması nedeniyle 2010’da UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” seçilen Neşat Ertaş İstanbul Şişli Etfal Hastanesi yoğun tedavi ünitesinde. Öyküsü eski bir Türk filmi gibi… Demek ki “Türk filmi olarak nitelendirdiğimiz o filmler gerçekmiş!.. Herkesin bir öyküsü var. Ya Neşet Usta’nınki: “…Duraktaki çığırtkana ‘İstanbul’a gideceğim ama param yok’ dedim. Yanımda kısa saplı bağlamam vardı. Çığırtkan çalmamı istedi. Ayakta yolculuk karşılığı öğleden gece geç vakte kadar saz çaldım. Sirkeci’de bir otele sazımı koydum… Karın tokluğuna iş bulamadım.”…

Akşam vakti Sirkeci Doğu İşhanı’nda Şençalar Plak’ın tabelasını görmüş, sabah elinde sazı ümitle oraya gitmişti: “Dediler ‘Niçin geldin?’ Dedim ‘Saz çalarım’. ‘Çal dinleyelim’ dedi, İsmail Şençalar imiş. Ben bozlak havalandırınca bir kağıt getirip ‘Her plak başına 25 kuruş vereceğiz, şurayı imzala’ dedi. 25’i ya da 30’u düşünecek değilim, açım. Kadri Şençalar da gelip baktı, ‘Çalar bu’ dedi. ‘Neden garip garip ötersin bülbül’ diye babamın bir bozlağıydı. Dinlerken Kadri Şençalar ağladı, beni Beyoğlu Saz’a götürdü. Müdürle konuşmuş, öğle ve akşam yemeğimi orada yiyeceğim, saz çalacağım, 7.5 lira para verilecek.” Böylece 15 yaşındaki Neşet Ertaş, 1957’de ilk plağını çıkarmış olacaktı.

25 yıl boyunca ‘Kırşehirli’ mahalli sanatçı’ olarak anons edildiği TRT’den istediği gibi okumasına izin verilmediği için ayrılmıştı. 1977’de ise parmakları felç olmuştu:

“Düğünlerde çok içirirlerdi. Bir türküyü bitiremez olmuştum, uyuşan parmaklarım sahnede durdu. Almanya’ya gittim, cereyan tedavileri uyguladılar. Sonra üç çocuğumu yanıma aldım. Ekmeklerini ellerine alınca ‘Bana müsaade edin’ deyip Türkiye’ye döndüm. Oğlum Hüseyin Ertaş iki üniversite bitirdi ama komple müzisyen. Berlin’de orkestrası var.”


TMDK Md. Prof.Dr. Cihat Aşkın, Neşet Ertaş ve Rektör Prof.Dr. Muhammet Şahin İTÜ Fahri Doktora töreni 25.04.2011

2000 yılında İstanbul konseriyle sahnelere geri döndü. Okuyamadı ama Türkiye’nin en büyük saz ustalarından biri olarak İTÜ’den fahri doktora aldı. Gurbeti yenmiş, çocuklarını büyütmüş ve her şey yolunda giderken bu defa kansere yakalandı.
En çok da tedavisi sürerken, yakınlarına gelen “Başsağlığı’ mesajıyla üzüldü:

“Hayat budur, dünyaya çocuk olarak geliyor, orta yaş oluyor sonra ölüyorsun. Beni şimdiden öldürmüşler. Almanya’dayken TRT de “Rahmetli Neşet Ertaş’tan türküler’ dinletmişti. Ölmedim. İyileşip sazımla, sözümle döneceğim.”

Anadolu’daki Abdallık geleneğinin son temsilcilerinden olduğu için 2010’da UNESCO tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi seçilen Neşet Ertaş, bugün kanserle mücadele ediyor. Usta hikayeci Mustafa Kutlu’nun tavsiyesiyle aradığımız Neşat Ertaş’ı, yalnız bırakmayan menajeri Gülsüm Sarıkaya aracılığıyla bazı sorularımıza yanıt alıyoruz. 40 yıl önce karşılıksız bir aşka yazdığı Dane Dane türküsünün esin kaynağı Seyhan Büyükvardar’ın da büyük bir tesadüfle yanında olduğunu öğreniyoruz. Neredesin Sen’in, Acem Kızı’nın, Gitme Leylam’ın, Hapishanelerde Güneş Doğmuyor gibi ölümsüz aşk türkülerinin ozanı Ertaş, aşkı arayışın hiç bitmediğini söylüyor. Halkın sanatçısı olarak ‘devlet sanatçılığı’nı kabul etmeyen Ertaş, iyi işler yapıldığı sürece halk müziğinin ölümsüz olduğunu düşünüyor. Ama “Neşet Ertaş ölmüş, başınız sağolsun” mesajlarına kırgın. Bu kırgınlığını internet sitesinde paylaştıktan dakikalar sonra binlerce “Geçmiş olsun” mesajı gelmesi de Ertaş’ın ne kadar büyük bir hayran kitlesi olduğunun başka kanıtı gibi.

Hayranları tarafından ‘türkü baba’ diye anılan Ertaş’ın unvanlarının ilginç öyküsü var:

“1968 yılında Almanya dönüşü yaptığım kaza nedeniyle Yugoslavya’da hapis yattım. Yaşar Kemal’den bir kitap geldi. ‘Bozkırın Tezenesi’ne geçmiş olsun’ notu vardı üstünde. ‘Hapishane güneş doğmuyor’ türküsünü o zaman havalandırdım.”

Peki “Bozlak” neydi?

“Bir feryattır. Derdini haykırmaktır. Avazı çıktığınca bağırır ya bozlak okuyan, notası yok. İçinden nasıl geliyorsa öyle çığırır bozlak okuyan.” Bu bozlak, Avrupa’da ilgi görmüştü: “Belçika, Almanya ve Hollanda’da çoğu müzisyen yabancılara mikrofonsuz 10 bozlak konseri verdim. . Gözlerini kırpmadan dinlediler, sonra gelip tebrik ettiler.”

Son halk ozanlarından Neşet Ertaş yoksulluğa isyan eden dizelerinin yanı sıra aşk dolu türküleriyle de ünlendi. Dillerden düşmeyen “Neredesin Sen”i bir trafik kazası sonrası, üç ay hapis yattığı sırada çaresizlikten tükürükle ıslattığı kibritin barutunu kullanarak sigara kağıdının arkasına yazmıştı.

“Acem Kızı” kendisi gibi bir ozanın ‘Acem Kızı’ takma isimli bir dansöze olan aşkını yazdığı türkünün düzenlenmiş haliydi.
“Gitme Leylam” da eski eşi için söylenmişti ama türkülerindeki Leyla aslında bütün kadınlara yönelik bir aşk ifadesiydi.
“Dane Dane” türküsünün arkasındaysa apayrı bir hikaye ve mutlu son vardı. Yaklaşık 40 yıl önce bir kıza aşık olan Neşet Ertaş, kızın nişanlı ve evlenmek üzere olduğunu öğrendiğinde aşkını o kızın yüzündeki benlerinden esinlenerek şu dizelere dökmüştü:

“Dane dane benleri var yüzünde yüzünde yüzünde
Can alıcı bakışları gözünde gözünde gözünde
Binbir dat var edasında nazında nazında nazında.”




Hoşgeldiniz