Janos Sipos: “25 yılda 7 bin türkü derledi…” Tayfun Salcı*


Toplam Okunma: 2555 | En Son Okunma: 28.05.2017 - 06:43
Kategori: Röportajlar

Macar etnomüzikolog Prof. Janos Sipos, ABD’deki Navaho Kızılderilileri’nden Anadolu’daki Yörükler’e, Moğolistan’daki Kazaklar’dan Rumeli’deki Bektaşiler’e kadar Türk halkları arasında 25 yılda 7 bin türkü derledi. Sipos’a göre; bir halkın, “dilden sonra en büyük eseri müzik”… Macaristan Bilimler Akademisi üyesi, Franz List Müzik Enstitüsü öğretim üyesi Janos Sipos, İstanbul Macar Kültür ve Dostluk Derneği’nin misafiri olarak geldiği İstanbul’da AA muhabirinin sorularını yanıtladı…

Sipos, 1936 yılında birkaç günlüğüne geldiği Türkiye’de 103 türkü derleyen ve bunları Macar halk türküleriyle karşılaştıran Macar besteci Bela Bartok’un açtığı yoldan yürüdüğünü belirterek, “Bartok Osmaniye’de 103 ezgi derledi. Bunların 87’sini yayınladı. Sınıflandırma işleminden sonra bu ezgilerin yüzde 30′unun eski Macar ezgileriyle çok yakın, yüzde 5′inin de tamamen aynı olduğunu buldu” dedi. Sipos, kendisinin de 1987′den bu yana yürüttüğü çalışmaların, Türk ve Macar halklarının başka dil ailelerine bağlı olsalar da, aynı müzik ailesinde olduklarını gösterdiğini kaydetti.

25 YIL, 7 BİN TÜRKÜ, 8 KİTAP

Anadolu, Trakya, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Kafkaslar ve Navaho ile Dakota Kızılderilileri arasında toplamda 8 yıl geçirdiğini belirten Sipos, çeşitli Türk halkları arasında muhtelif sürelerde çalışarak türkü derlediğini anlattı. 7 binden fazla türkü derleyip bunlarla ilgili 8 kitap yayımladığını ifade eden Sipos, “Müziği insanlar arasında anlaşmayı kolaylaştıran harika bir araç olduğunu anladım. Bir halkın, dilden sonra en büyük eseri müziktir” dedi.

Kendisini Romalı senatör Cato’ya benzeten Sipos, “Cato bütün nutuklarını ‘Bence Kartaca yok edilmelidir’ diye bitirirdi. Ben de katıldığım konferanslarda bütün konuşmalarımı ‘Türk halk müziğinin karşılaştırmalı analizi mutlaka yapılmalıdır’ diye bitiyorum. Ben 25 yılda bu yolda önemli adımlar attım. Bu çalışmalar uluslararası işbirliğiyle daha ileri bir seviyeye taşınabilir” diye konuştu.

POP, ROCK, ARABESK GEÇİCİ

Türkülerin, onları yaratan halkın tarihi hakkında önemli ip uçları verdiği belirten Sipos, Türk halklarının müzikleri ile ilgili karşılaştırmalı analiz çalışmasının sonunda bu halkların müzik haritasını çıkarmayı hedeflediğini kaydetti. Sipos, “Pop, rock, arabesk- bunlar gelip geçici müzikler. Halk müziğinin bazı ezgileri ise binlerce senelik” diye konuştu.

Anadolu’nun müzik halk müziği açısından zenginliğine dikkat çeken Sipos, “Anadolu Türkleri ile Azeri Türkleri dil olarak çok yakın. Ama Türkiye’deki ezgiler Azerbaycan’la kıyaslandığında çok daha karmaşık. Türk kültürü son derece güçlü. Anadolu’da birçok halk, bu kültürü seve seve benimsemiş. Bununla birlikte bu halklar, kendi ezgilerini muhafaza etmişler. Azerbaycan’da 1300 ezgi derledim. Azerbaycan’daki vokal halk müziğini tamamen bildiğimi söyleyebilirim. Türkiye’deki ezgi zenginliğiyle kıyaslandığında, Azeri müziği çok basit kalıyor” dedi.

ANADOLU’DA MACAR OLMAK

Anadolu’da türkü derlemek için gittiği en ücra yerleşim bölgelerinde bile çok sıcak karşılandığını belirten Sipos,”Türkiye-de Macar olmak, örneğin Amerikalı olmaktan daha zevkli. Macarlar hakkında çok fazla bilgisi olmayan insanlar bile beni büyük konukseverlikle karşıladı. Türkler, misafirperverliklerini muhafaza ediyor. Batıda kaybedilen birçok değer Türkiye’de sağ. Sadece küçük köylerde değil, şehirlerde de arkadaşlığın mesela paradan daha önemli olduğunu biliyorlar” diye konuştu.


Prof. Janos Sipos, Dr. Ayhan Sarı, Prof. Martin Stokes

Türkiye’de yürüttüğü araştırmalara maddi destek verilmediğini ama vatandaşlardan büyük yardım gördüğünü belirten Sipos, “Gittiğim her yerde insanlar bana yol gösterdi, türkü söyledi, hatta yatacak yer verdi. Bu yardımlar olmasa, çok az şey başarabilirdim” dedi.

EN GİZLİ EZGİLERİN PEŞİNDE

Türkülerini dinleyip derlediği insanların Anadolu müziğinin karşılaştırmalı sınıflandırması işini teknik olarak anlamadığını ama iyi niyetinin farkına vardıklarını anlatan Sipos, köylere yöreyi iyi bilen insanların kılavuzluğunda gittiğini, bu kılavuzların kendisi için aynı zamanda “referans” da olduklarını, böylece yöre halkının güvenini kazandığını kaydetti. Sipos, “Türkiye’de çoğu insan Macarlar’ı Batı’ya giden Türk kolu olarak kabul ediyor. Bundan gerçeklik payı da var” dedi.

Köylerde insanların bildikleri türküler konusunda genellikle tevazu gösterdiğini belirten Sipos, en çok duyduğu cümlelerden birinin “Efendim, maalesef ben bir şey bilmiyorum. Keşke daha evvel gelseydiniz. Komşu evde çok güzel türküler söyleyen bir hanım vardı. Bir sene (kimi zaman da “bir hafta”) evvel öldü” olduğunu anlattı. Sipos, “Ama etnomüzikologlar bunların bahaneden başka bir şey olmadığını bilir. Biraz ısrar edince türkü gelir. En gizli ezgilerini söyledikleri an, benim için en güzel andır” şeklinde konuştu.

“MÜZİK TANRIYLA BAĞ KURMAK İÇİN ÖZEL BİR YOL”

Kendisinin de keman çaldığını, özellikle Alman besteci Johan Sebastian Bach’a hayran olduğunu belirten Sipos, “Müzik, tanrıyla, öte dünyayla bağ kurmak için özel bir yol. Hepimiz şu veya bu ölçüde mekanik bir şekilde çalışıyor, yaşıyoruz. Müzik bize bu mekanikliğin dışında oturup hayatı düşünme, ‘Ben neyim-’ diye sorma anları sağlıyor” dedi.
_________________________
(*) Tayfun Salcı – Anadolu Ajansı




Hoşgeldiniz