Dilli Kaval üzerine(*) … Burhan Tarlabaşı


Toplam Okunma: 2868 | En Son Okunma: 18.10.2017 - 12:19
Kategori: Kongre.simp.panel, Türk Halk Müziği, Çalgılar

Ülkemizde 1981 yılına kadar “çoban ve köylü çalgısı(!) olarak ”dilli düdük” adıyla adlandırılan, geleneksel yöntem ve kişisel becerilerle yapılıp, metodsuz olarak icra edilen dilli kaval ancak 1981’den itibaren İTÜ TMDK da tarafımızdan başlatılan akademik eğitim ve öğretimi sonucu yaygın müzik hayatımıza girmiştir…

20-21 Şubat 2014 tarihinde İTÜ TMDK’da düzenlenen I. Uluslararası Kaval Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen panelde sunduğum konuşma metnidir…

Sayın öğretim üyesi arkadaşlarımız, sevgili Konuklar…

Öncelikle ülkemizde kavala ilişkin ilk kez düzenlenen böyle bir sempozyumu bizlere hatasız bir şekilde hazırlayıp sunan ,başta Songül Karahasanoğlu ve Cihan Yurtçu hocalarımız olmak üzere konuya emek ve hizmet veren herkese teşekkürü bir borç bilirim…

Dilli kaval, temelde milli müziğin ana ses sistemi içinde biçimlendirilip geliştirilen, çağdaş müziğin tonal yapısına uygun en eski yaygın üflemeli halk çalgılarımızdandır.

Geçmişi, insanlık kadar eski olan bu çalgı ; tarih boyunca yayıldığı toplumların farklı kültür ve musiki sistemleri içinde değişik ad ve biçimleriyle çalınagelmiş, çalgının değişik kültür ortamlarında yer almaya başlaması , onun biçim ve çalınışında farklılaşmasına yol açmıştır.

ÇALGILAR,YAPI VE ÖZELLİKLERİ İTİBARİYLE MİLLETLERİN KENDİNE HAS KÜLTÜR VE MUSİKİ SİSTEMLERİNE GÖRE BİÇİM KAZANIRLAR.

Söz gelimi; Türk milleti ,gerek kültür,gerekse musiki sistemi açısından diğer milletlerden ayrıldığından, kaval; ses yapısı ve çalınış tekniği açısından yabancı üflemelilerden (örneğin, flütden ) farklılık gösterir.

Ülkemizde 1981 yılına kadar “çoban ve köylü çalgısı(!) olarak ”dilli düdük” adıyla bilinen, geleneksel yöntem ve kişisel becerilerle yapılıp, metodsuz olarak çalınan doğrudan dilli kaval ancak 1981’den itibaren İTÜ TMDK da başlatılan akademik eğitim ve öğretimi sonucu müzik hayatımızda gelişimi, yaygınlaşması için çaba sarfedilmiştir.

İlkel konseptinin bazı kesimlerce “dilli düdük” olarak anılması bizleri üzmektedir. Çalgının, metod ve müfredata dayalı eğitim ve öğretiminin yanı sıra ayrıca, 1980′lerde tarafımdan başlatılan standardizasyon çalışmaları sonucu geliştirilen alto ve soprano ton çeşitleriyle çağın orkestra sazları arasındaki renk çalgısı olabilme niteliğini başarıyla kazanmıştır…

Dilli kaval’a ilişkin metodik çalışmalarımız -o zaman- çalgının standardizasyon sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Çalışmamız sonucu çalgının 1986 yılında ortaya konan “Orta Öğretim İçin Kaval Metodu.” M.E.B Talim Terbiye Kurulu’nun 28,3.1986 günlü, 2208 Sayılı Tebliğler Dergisinin müfredatlar kısmında yayınlanarak, öğrenci ve öğretmenlerin çalabilmesi ,seçmeli müzik dersleri olarak kaval da blokflüt gibi branş çalgısı olarak uygulamaya alınmıştır.

Milli Eğitimin bu sevinçli haberi doğrudan dilli kavalın standart seri üretimini zorunlu hale getirdiğinden, aynı tarihlerde standardizasyon çalışmalarını başlatarak 12 tondaki kaval ailesinden.. LA-Sİ-DO ve Mi bemol tonlarına ilişkin (Dört adedi için … ) Türk Patent Enstitüsü ” SES ARALIKLARI İLE BORU İÇİ ÇAPLARININ TONİMETRİK ÖLÇÜMLERİNE İlişkin, 28/6/1995 tarih TR 199500768 No.lu “BULUŞ HAKKI (Faydalı Model Belgesi) alınmıştır. (x)

4 tam, 3 yarım ton ile diatonik ses aralıklarının elde edildiği dilli kavalların geliştirilen tonlarından her biri için genelde yaklaşık 2 oktav, bir minör üçlü kadar ses alınabilmektedir..

Özgün, Türk kültür ve sanat yapıtlarının yaratılması,eğitim ve öğretimin öykünmeci ve aktarımcı akımlardan kurtarılmasını amaçlayan bu çalışmamızda her tür duygusal önermelerden uzak, bilime dayalı, Atatürk’ün arzu ve düşünceleri doğrultusunda, Türk Nefesli Halk çalgılarının öz’de korunması, çağa uygun biçim ve yöntemlerle geliştirilmesi, evrensel alanda sergilenmesi hedeflenmiştir.

Ancak ne var ki…

Üflemeli çalgıların standartlaşması diğer telli ve yaylılara nazaran çok daha sorumluluğu gerektireceğinden, belirlenen ölçüm ve normlar üzerindeki çalışmalarda sabır ve özenle hareket edilmelidir. Aksi halde harcanan zaman, emek ve paraya yazık olur. Müziğin tek seslilikten, çok sesliliğe ileri gelişmeler kaydettiği çağımızda; dilli kaval’ın bu paralelde geliştirilen tampere sistemdeki (alto ve soprano ) akortlarından (12 ses çeşidinden) Türk müziği dışında, ayrıca çok sesli (tonal) müziğin de tüm sesleri sağlanmış bulunmaktadır…

Çalgının konservatuar eğitim planlarındaki seçimlik paketlerde yer alması öğrenciye kaval ailesinden farklı bir renk sazın kazandırılması yolunu açmıştır.

Milli kültüre saygınlık kazandırmanın tek yolu, milli folklor ürünlerinin tanıma, koruma, geliştirme; evrensel alanda söz sahibi etmeye çalışmak olmalıdır.

Aksi halde yabancıların boyunduruğundan kurtulmamız mümkün olamaz.

Yüce Atatürk’ün şu sözlerini de unutmayalım :

“Çok çalışarak kültürümüzü muasır devletlerin üzerine çıkaracağız. Kendi milli varlığına ve öz kültürüne sahip çıkmayan milletler hiçbir zaman yaşayamaz. Bir milletin milli kültürü o milletin şahsiyetidir.”

SONUÇ :
Üflemeli halk çalgılarımızın yaşatılması; milli folklor ürünlerinin korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması bakımından oldukça anlamlıdır. Üflemeli milli çalgıların, bilim ışığında, düzenli ve sürekli bir eğitim ile öğretilip sevdirilmesi, çağdaş alanda müzik kurallarına uygun biçimleriyle ortaya konabilmesi önde gelen hedeflerimizden olmalıdır.
———————————————–
(X) :TPE. tarafından verilen bu buluş hakkını değerlendiren İTÜ Senatosu 1997 tarihinde beni tebrik edip ayrıca da şahsıma 30 bin liralık para ödülü layık görmüştür. Diğer yandan, Kavalın standart üretimine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 0798 No.lu “MARKA YENİLEME BELGESİ” de alınmış bulunmaktadır.
________________________________________

(*) İTÜ TMDK 20-21 Şubat 2014 tarihinde düzenlenen Kaval Sempozyumu açılış panelinde sunulmuştur.




Hoşgeldiniz