Kabalevsky 1949…


Toplam Okunma: 1566 | En Son Okunma: 18.11.2017 - 01:42
Kategori: Tarih ve Anılar, Toplum ve Müzik

“Müzik hayatımızın çeşitli alanlarına ilişkin birkaç gerçekten söz edeceğim. Müzik kültürünün geliştirilmesi, genel kalkınma planımıza dâhildir ve savaş sonrası Beş Yıllık Plan’ın da bir parçasını oluşturuyor. İşte bazı somut rakamlar: 1946’da 28 tane opera salonumuz vardı; mevcut 51 müzikal tiyatroyu saymazsak, 1950’de 41 tane tiyatromuz daha olacak. 1946’da 26 tane büyük senfoni orkestramız vardı, 1950’de 65 tane olacak. Büyük koro sayısı 1946’da 72 iken 1950’de bu rakam 127 olacak. 1946’da 27 tane olan halk müziği (folk) enstrümanı orkestrası 1950’ye kadar 70’e ulaşacak. 1946’da 16 olan filarmonik topluluk sayısı şimdi 30’un üzerinde. Savaştan önce 20 kadar konservatuvarımız varken şimdi bu sayı 30 civarında…”…

(…) Bizim hakkımızda çok şey söyleniyor ve yazılıyor fakat bu yazılanların ve söylenenlerin çoğu genelde maalesef doğru değil. Bu durum, bazen gerçeklerin bilgisine sahip olmamaktan ya da gerçeklerin yanlış anlaşılmasından, ama kimi zaman da bu gerçekleri bilinçli olarak çarpıtma isteğinden kaynaklanıyor. Ben size gerçekleri anlatmak istiyorum. (…)

Ülkemdeki görev, müziği sadece bu işin erbabı olan küçük ve seçkin bir çevrenin değil, tüm halkın mülkiyeti haline getirmektir. Açıktır ki bu işin üstesinden ancak Devlet gelebilir ve bunun gerçekleşmesi için öncelikle müziğe ciddi ve takdir edilir bir ilginin olması, ikincisi müzik uzmanları da dâhil olmak üzere tüm halkın desteği ve üçüncüsü de elde gerekli olanakların olması gerekir. Sovyet Devleti bunlara sahip bir devlettir ve şimdiden elde edilmiş bazı başarılardan bile bahsedecek durumdayız.

Müzik, tüm halkın hayatında önemli ve belirgin bir olgu haline gelmiştir. Müzik hayatımızın çeşitli alanlarına ilişkin birkaç gerçekten söz edeceğim. Müzik kültürünün geliştirilmesi, genel kalkınma planımıza dâhildir ve savaş sonrası Beş Yıllık Plan’ın da bir parçasını oluşturuyor. İşte bazı somut rakamlar: 1946’da 28 tane opera salonumuz vardı; mevcut 51 müzikal tiyatroyu saymazsak, 1950’de 41 tane tiyatromuz daha olacak. 1946’da 26 tane büyük senfoni orkestramız vardı, 1950’de 65 tane olacak. Büyük koro sayısı 1946’da 72 iken 1950’de bu rakam 127 olacak. 1946’da 27 tane olan halk müziği (folk) enstrümanı orkestrası 1950’ye kadar 70’e ulaşacak. 1946’da 16 olan filarmonik topluluk sayısı şimdi 30’un üzerinde. Savaştan önce 20 kadar konservatuvarımız varken şimdi bu sayı 30 civarında.

Bu rakamlar günümüze, yani ülkemizin barış içerisinde inşası için uzun dönemli bir plana angaje olduğu bir döneme tekabül etmektedir. Fakat, Sovyet Hükümeti savaş gibi zor dönemlerde bile müzik kültürünü gözardı etmedi. Kazan ve Alma-Ata konservatuvarları savaş döneminde kuruldu; Moskova’da iki müzik koleji, ve şimdi iyi tanınan Sveşnikov Rus Halk Müziği Korosu, ayrıca Radyo Komitesi Müzik Topluluğu, Voronezh Korosu vb. bu dönemde kuruldular.

Ülkemde çocukların müzik eğitimine büyük önem veriliyor. Müzik 7 yıllık eğitimde zorunlu ders olarak görülüyor, bu ders içerisinde temel müzik tarihi ve teorinin temelleri ve ayrıca koro halinde şarkı söyleme öğretiliyor. Köylerde ve şehirlerde çok sayıda temel müzik okullarından oluşan bir ağ bulunuyor ve isteyen tüm çocuklar bu okullardan ücretsiz yararlanabiliyor. Bu ağ, geleceğin profesyonel müzisyenleri için özel okulları da içeriyor. Özel becerisi olan çocuklar için ayrıca on yıllık okullar da vardır.

Bunlara ek olarak çok sayıda kulüp, Öncü Sarayları ve Öncü Evleri mevcut olup buralarda orkestra ve koro müziği de dahil olmak üzere müzik yaygın ilgi görmektedir. Müzik, çocuk radyosu yayınlarında önemli bir rol oynamakta, bu yayınlar konserler yanında müzik eğitimi de veren programlar içermektedir. Ayrıca çocuklar için radyo-müzikal dergisi de vardır. Çocukların müzik eğitimi konusunda gösterilen bu özen şimdiden sonuçlar vermeye başladı. Halkımızın müzik seviyesi hissedilir derecede yükseldi. Fabrikalarda ve atölyelerde, askeri birliklerde ve büyük kolektif çiftliklerde düzenli olarak en iyi orkestralarla ciddi senfoni konserleri düzenleniyor.

Müzikseverler için müzik anfi salonları ve müzik “üniversiteleri”nden oluşan geniş bir ağ tüm ülke çapında ortaya çıkmış durumdadır.

Aşağıdaki rakamlar amatör müzikteki gelişme hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır:

Şu an sadece Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nde 97 000 müzik çevresi; sadece Voronezh Bölgesi’nde 400’den fazla kolektif çiftçiler korosu; Ukrayna’da 40 000 müzik çevresi bulunmaktadır; Hitler kuşatmasından kurtarılmasından bu yana Stalino Bölgesi’nde 248 kültür kulübü ve evi kurulmuştur.

Üniversite ve diğer yüksek öğretim enstitüleri profesörleri ve öğretmenlerinin oluşturduğu bir Moskova senfoni orkestrası ilginç bir örnek sunmaktadır. Repertuvarında Çaykovski, Rimski-Korsakov, Haydn ve Liszt’in yapıtları da bulunan bu orkestra, Purcell’in “Dido ve Aeneas” operasını birkaç kez büyük başarıyla sunmuştur. Bunlar bazı gerçekler ve istatistiker. Müziğin halkın mülkiyeti olması gerektiğinden bahsettiğimiz zaman, aklımıza ilk gelen şeyin, halkın müzik seviyesini yükseltmek olduğunun anlaşılmasını özellikle belirtmek istiyorum. Bu nedenledir ki bizi, sanatı geri zevklerin seviyesine düşürmekle suçlayanlar yanılıyor.

Ve tekrarlıyorum: Birçok işler başardık. (…)

(…) Yakın tarihte müzik üzerine yürütmüş olduğumuz tartışmalar dünya çapında gürültü kopardı ve maalesef bunlar arasında birçok yanlış nota da duyulmakta. Bunu sadece müziksel karakterdeki etkenlere bağlamak mümkün değil. Daha önce de söylediğim gibi, gerçek durumun çarpıtılması, çoğu zaman önceden tasarlanmış amaçlardan kaynaklanmaktadır. (…)

Yaşam ve halk ile sıkı sıkıya bağlantılı ve halka hitap eden gerçekçi bir sanat olarak Sosyalist sanatın ilkelerini Lenin çok önceden izah etmişti. Ve ülkemizde sanata karşı bundan sonraki tavır, Lenin’in “sanat halka aittir” sözlerinde ifadesini bulmuştur. (…) 1

Dimitri Kabalevski
The Anglo-Soviet Journal, Kış 1949
Yazıdan seçkiler: Yakup Kıvrak
___________________________________
1 “Müzik Üzerine Tartışmalar” Derleyenler: Yılmaz Onay, Derleme, Aynur Toraman, Taylan Şahbaz, Olcay Geridönmez, Mehmet Erdal, Tonguç Ok, Zübeyde Aydemir, Evrensel Basım Yayınevi, 2006

**  **  **  **  

Dmitri Borisoviç Kabalevski (30 Aralık 1904, Petersburg, Rus Çarlığı-14 Şubat 1987, Moskova, Sovyetler Birliği):

Petersburg’da doğdu. Moskova’da Skriyabin Müzik Okulu’nda (1919-25) eğitim gördükten sonra 1925′te Moskova Konservatuvarı’na girdi. 1925-1941 arasında Moskova Konservatuvarı’nda ders verdi. 1932′de konservatuvarda öğretim üyeliğine atandı ve müzik eğitimcisi olarak ün kazandı. Besteciliğe 18 yaşında, piyano yapıtlarıyla başladı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa kentlerini dolaşarak kendi yapıtlarını seslendirdi. Ülkesinde gerek besteleri, gerek öğretmenliği nedeniyle çok sayıda ödül aldı.

Yayın: 29 Mart 2014




Hoşgeldiniz