Leonard Bernstein’ın şefliği üzerine… Sabutay Uğur


Toplam Okunma: 1492 | En Son Okunma: 21.09.2017 - 05:17
Kategori: Yazılar

Leonard Bernstein’ın biyografisine özellikle internetten kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Benim niyetim onun kişiliğine ve müzikalitesine dair anektodlar aktarmak… Bu tabiî ki göreceli bir durumdur; ama O, gördüklerim, dinlediklerim arasında en iyi orkestra şefidir. Konser sırasındaki idare ediş önemlidir elbette! Ama bir orkestra şefinin üst düzey bir şef olup olmadığı bana göre asıl provalarda belli olur. Çünkü müziğe etki mi ettiğini yoksa sadece idare mi ettiğini en net o zaman fark edersiniz…

Bernstein -aslında Amerikalıların bir çoğunun sahip olduğu o rahatlık ile- prova sırasında istediği zaman espri yapabilir ya da komik bulduğu bir duruma gülebilir. Çünkü bu onun için sorun teşkil etmez. Öyle bir karizmaya sahiptir ki saniyeler içinde bütün orkestrayı tekrar o dramatik, melankolik ya da ciddi havaya sokabilir.

İşin daha başında, bana göre kalburüstü her şefin orkestraya kabul ettirmesi gereken, kabaca; ‘klarnet ya da keman çalmayı bilmiyorum ama müzikal sezgilerim hepinizden daha kuvvetli!’ bilgisini ve yahut izlenimini ciddi, sert bir tavır takınmadan, talep ettiği yaratıcı isteklerle orkestraya kabul ettirir.

Sahne hakimiyetinin bu denli güçlü oluşunun orkestra üyeleri tarafından yaratıcı bulunan isteklerine bağlı olduğunu düşünüyorum.

Bir şefin asıl gücü genç ve tecrübesiz bir orkestrayı çalıştırırken ya da yepyeni, henüz prömiyeri yapılmamış bir eseri yönetirken ortaya çıkar. Bernstein’ın ne kadar büyük bir şef olduğunu, bir Stravinsky bestesi olan Bahar Ayini (The Rite of Spring) prova kaydını izlerken daha iyi anlamıştım. Tempo, nüanslar, artikülasyonlardaki kişiselliği mükemmeldi. Belki bunda Stravinsky’i tanımasının, onunla çalışmasının da etkisi olmuştur ama sezgilerindeki gücü her an hissetmek, görmek mümkün. Bana göre ders diye okutulması gereken bir kayıttır. İnternette var. Viyana Filarmoni’yle Mahler Senfoni no.9 prova kaydını izlediğinizde de bu etkiyi görürsünüz elbette ama daha azdır. Çünkü orkestra çok tecrübelidir, hele Mahler konusunda, gerek onunla gerek farklı şeflerle defalarca yorumlamıştır bu eseri.

Provadan bir enstantane:

Bahar Ayini fagot solosuyla başlar. Bu solonun ilk ölçüsünde iki adet fermata* vardır. Birincisi hemen başındaki dörtlük notada, diğeri ilk sekizlik üçlemenin ilk notasında. Fagotçu soloyu kendince yorumlar. Üçüncü ölçünün sonunda Bernstein fagotçuyu durdurur. Bir şeyler hoşuna gitmemiştir. Bunu az sonra şöyle ifade edecektir; nasıl çaldığını fagotçuya taklit eder ve fermata olan o ilk üçlemenin ilk notasını çok kısa söyledikten sonra horlar! Yani oraya bir horlama efekti yapar. Bütün orkestra kahkahayı patlatır. Fagotçu da o notadaki fermatayı biraz abarttığını, fazla bekleme yaptığını anlar (hatta o notayı biraz diminuendo* yapıyor ve buda sonunda bir es veriyormuş etkisi uyandırıyor) ve bir dahaki denemesinde buna dikkat eder. Bence bu enstantane onun kişiliğini, espritüel yanını, rahatlığını çok güzel özetliyor. İstediği efekti almak için farklı yollar bulur tek bir yolda diretmez ve ne yapar eder istediğini müzisyenden alır. Bazen Fontaine olur, bir pasajdaki enstrümanları fablvari bir yöntemle hayvanların diyaloğuna benzetir. Ya da istediği etkide glissandolar alabilmek için trombonistlere hasta taklidi yapabilir ve ‘işte bunun gibi bir şey istiyorum!’ diyebilir.

Bernstein’ı benim için ayrıcalıklı kılan yönlerinden birisi de müziğin temposu konusundaki hassasiyetidir. Mesela aynı şeyi Baremboim için söyleyemem tempoyla ilgili. Bir karşılaştırma yapmak adına size bir örnek vermek isterim.

Bernstein’ın Zimerman’la birlikte yaptıkları, Beethoven’ın 5 numaralı piyano konçertosu kaydı vardır. Bu konçertonun adagio un poco mosso adlı ikinci bölümüne dikkat etmek gerekir. Bence bu bölümün başlangıcındaki tempo çok kritik bir değere sahiptir. Burası Bernstein’ın 40’lara çektiği metronomda çalındığı zaman ne olur? -Ki adagio tempo genelde bu metronomda çalınmaz, daha hızlı metronomlarda çalınır, kişiselliği görüyor musunuz?- Barenboim’in kendi yönetip kendi çaldığı bir konser kaydında tanık olduğum gibi yine aşağı yukarı 50 metronomda çalınınca ne olur? Bu bölümde(özellikle girişinde) Beethoven’in yaylı dörtlülerinden alışık olduğumuz o melankoli* hakimdir. Bu melankolinin son dörtlülerindeki kadar yoğun bir melankoli olduğunu söyleyemem fakat yalnızlık onun için çoktan başlamıştır. Bu derece bir biteviyelik duygusunun ve melankolinin olduğu bir pasaj olmasaydı, bu bölüm belki daha hızlı tempoda da etkileyici olabilirdi. Ama bence partisyon ve yazdığı dönemdeki buhran buna izin vermiyor. Girişteki yaylıların ve sonrasında piyanonun verdiği bu duygu halini en çarpıcı biçimde, sessizce, bağırıp çağırmadan ortaya çıkaran tempo Bernstein’ın temposudur. Başlangıçta yaylıların girdiği armoni, özellikle bu tempoda çalındığı zaman, burası tam bir melankolik havaya bürünür. Hissettiğiniz şey bir üzüntü hali değildir, sevinç hiç değildir. Ne pozitiftir ne de negatif. Nötrdür. Çünkü kabullenmişlik vardır. Tıpkı Anton Çehov’un öykülerindeki gibi. Biteviyeliğinde asıl sebebi bu kabullenmişliktir. Bu kabullenmişlik artık iyice ilerlemeye başlayan ve virtüözlük kariyerini bitiren sağırlığı olabilir, zira Beethoven intiharı bile düşünmüştür(Wegeler’e itirafı, 1809-10 suları). Ama Barenboim’ın şahit olduğum kaydında bunlar bana göre yeteri kadar ortaya çıkmıyordu.

Bernstein bu dünyadan göçmeden onun bir provasını ya da konserini izleyememiş olmak ne kadar üzücü. Maalesef bize bıraktığı kayıtlarla yetinmek zorundayız.

Onu saygıyla anıyorum.
_______________________________________

*Fermata: durak, uzatma işareti: üzerine konulduğu sesin veya suskunun süre değerinin eşit zamanda kesilmeyip daha fazla uzatılacağını gösterir. Bu yorumcuya veya şefe bırakılır.

* Diminuendo: müzikte ses şiddetinin kademeli olarak azalması.

* Melankoliyi burada ‘hüzün’ anlamıyla değil, insanın günlük yaşantısında daha az hareketli, daha az heyecanlı olması anlamında kullanıyorum. Tabii ki bu eserin içinde hüzün kavramının daha ağır bastığı melankolik pasajlar olabilir ama benim burada referansım bölümün hemen başında yaylıların girdiği armoni ve ifadedir.




Hoşgeldiniz