“Cumhuriyet’in Müzik Serüveni Kongresi” katılımı için son başvuru: 07 Eylül 2014…


Toplam Okunma: 2150 | En Son Okunma: 28.06.2020 - 08:21
Kategori: Kongre.simp.panel

Türkiye müzik hayatının şekillenmesinde etkili olan ve uygulamaları bugün sorgulanır duruma gelen Musiki Muallim Mektebi, kuruluşunun 90. yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı ev sahipliğinde bir kongre ile gündeme geliyor… “Kuruluşunun 90. Yılında Musiki Muallim Mektebi: Cumhuriyetin Müzik Serüveni” başlıklı kongre 05 - 08 Kasım 2014 tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ahmet Necdet Sezer Kampüsü’nde (Afyonkarahisar) gerçekleştirilecek…

Kongre web sitesinden:

“Bilineceği üzere 2014; Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunun 90. yıldönümüdür. Ülke müzik kültürüne yön veren ve bugün hemen her mesleki müzik eğitimi veren kurumla organik bir bağı olan bu okulun 90. yaşının nitelikli bir şekilde kutlanması en büyük temennimizdir.

Bu amaçla; Afyon Kocatepe Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, ve Gazi Üniversitesi işbirliğinde ve paydaş kurumlar desteğiyle “Müzik Kongresi” planlanmıştır.

“Kuruluşunun 90. Yılında Musiki Muallim Mektebi: Cumhuriyetin Müzik Serüveni” başlığıyla gerçekleştirmeyi planladığımız kongrenin müzik eğitimi veren okulların, seslendirme kurumlarının, müzik yazarlarının, sosyologların ve öğrencilerin ilgisini çekeceğini düşünmekteyiz.

Kongre Alt başlıkları:

Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikalarında 21. Yüzyıl
Yeni Türk toplumu ve Türk profili oluşturma çabaları, modernleşme, yenileşme ya da batılılaşma başlıkları altında anılan batı sanat müziğinin ülkede kurumsal açıdan oluşturulma çalışmalarında bir yüzyıl geride kaldı. Kimi olayların, uygulamaların ve kişilerin “gerçekten böyle mi oldu” düzeyinde hala tartışılması, müzik türlerinin ise “değer” açısından ısrarla tartışılmaya devam edilmesi, bu politikaların yeni yüzyılda farklı bir bakış açısıyla tartışılmasını zorunlu kılmakta. Bakış açısının yumuşadığı kesin ama bu yumuşamanın kimi platformlarda hala gücünü koruması da bir o kadar ilginç. Bu oturumlarda konuyu yeni yüzyıl boyutunda ele alan bildirilerin sunulmasını arzu etmekteyiz.

Musiki Muallim Mektebi’nden Konservatuvara ve Gazi Eğitim’e: Profesyonel Müzik Eğitiminde Neredeyiz?
Ülkemizde müzik eğitiminin kurumlaşmaya başlamasında “Dar–ül Elhan” ve “Musiki Muallim Mektebi”, bu alanlardaki ilk adımlar olmuştur. Dar–ül Elhan daha sonra konservatuvara dönüşmüş, amacı “musiki muallimi” yetiştirmek olan Musiki Muallim Mektebi ise “Ankara Devlet Konservatuvarı” kurulduktan sonra “Gazi Eğitim Enstitüsü”ne nakledilmiştir. Bu değişimin nedeni için Musiki Muallim Mektebi’nin çalgı eğitimine ağırlık vermesi gösterilir. Öyle ki bu durum “Musiki Muallim Mektebi’nden her şey çıkar ama musiki muallimi çıkmaz.” şeklinde bir anekdota bile dönüşür. Günümüzde müzik eğitiminin kurumsallaşmasında politik etkenlerin varlığı yadsınamaz elbette ancak yine de önemli olan sözü edilen kurumların günümüzdeki eğitim sistemlerinin tartışılmasıdır. Bu oturumlarda tarihsel bir süreçten öte konservatuvar ve eğitim fakültelerinin müzik eğitimlerinin sorgulanması amaçlanmaktadır. Zorunlu eğitimdeki değişimler, konservatuvarlarda eski sisteme dönüş süreci ve eğitim fakültelerinde yıllar öncesinin anekdotunun hala geçerli olup olmadığının tartışılması en büyük dileğimiz.

Ulusal Bir Müzik Yaratmanın Neresindeyiz?
Buradaki tartışmaların başlangıç noktası olarak kimi yazarlar Ziya Gökalp, kimileri ise Atatürk’ün 1928 Sarayburnu konuşmasını gösterir. Osmanlıdan uzaklaşma ve yeni toplum görünümü çabalarında hedef olarak gösterilen şeylerden biri de müziktir ve konuda “bize özgü” ulusal bir müzik yaratma kaygısı belirgindir. Türk beşlerinden başlayan ve yine farklı şekillerde “kuşak” boyutunda ele alınan Türk bestecilerin çalışmaları doğal olarak farklılık gösterir ancak ulusal müzik konusundaki hedefin ne olduğu açıktır: Türk halkı. Bu oturumların amacı 90 yıllık bir idealin günümüzde ne durumda olduğunun sorgulanmasıdır.

Cumhuriyetin İlk Yıllarından Günümüze Hükümet Programlarında Müzik: Eleştirel Bir Bakış
1960’lardan bu yana istisnasız tüm hükümet programlarında şu tür cümleler yer alır: “Devlet Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi’nin daha da gelişmesi ve yurt sathında daha geniş halk kitlelerine hitap edebilmesi sağlanacak ve bu maksatla bölge tiyatroları kurulacaktır” , ya da “Kültür ve sanat kuruluşlarının daha da verimli hale getirilmesini, sanatın halka dönük ve herkesin faydalanabileceği bir biçimde gelişmesini ve bu faaliyetlerin yurdun en uzak bölgelerine kadar yayılmasını sağlayacak tedbirler alınacaktır “. Bu tür oluşumlara oldukça uzak ideolojideki partilerin bile programlarında bir-iki satırla da olsa yer vermesi ilginçtir.

Halkevlerinden Günümüze Müzikte Kitle Eğitimi
1923-1950 yılları arasını kapsayan Cumhuriyet Dönemi’nde izlenen müzik politikalarının temelini batı sanat müziği ve halk müziği oluşturur. Bu dönemde amaçlanan, halk müziği ezgilerinin batı müzik tekniği ile birleştirilerek yeni, modern Türk müziğinin oluşturulmasıdır. Cumhuriyet dönemi kültür politikalarının bir ürünü olan ve 1932’de açılan halkevlerindeki müzik çalışmaları da genel müzik politikası ile paraleldir. Bu nedenle halkevlerindeki müzik çalışmalarının incelenmesi, Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarındaki değişimi ortaya çıkarmada yardımcı olmuştur. 10-18 Mayıs 1931′de toplanan CHP 3. Kongresi, halkevlerinin açılışını sağlayan 75. maddenin G fıkrasını kabul eder. CHP programına dayanılarak 19 Şubat 1932′de Türkiye’de 14 kentte halkevi açılır. 1951 yılında kapatılan halkevleri, kimilerine göre kitle eğitimi için bir model, kimilerine göre ise büyük kentler dışında amacına ulaşamayan birimlerdir.

Müziği Yasaklamak
Müzik türlerinin eğitiminden kimi yerel çalgılara ya da Türk müziğinin radyo yayınlarının yasağına değin müziği yasaklamak 1990’lı yıllara değin ülkemizin oldukça alışılmış görüntüleridir. Kurumsallaşmada beliren bu tür yasakların TRT yayınları başladıktan sonra kelimenin tam anlamıyla “tam gaz” devam etmesi, kimi müzik türlerine devletin resmi bakışının da bir özetidir. Müziği yasaklamak müzikten korkmaktır; onun gücünden, anlattıklarından, enerjisinden, ideolojisinden ya da tarzından. Bu oturumlarda geçmişten günümüze uygulanan yasakların nedenleri ve toplumsal etkileri üzerinde durulmasını önermekteyiz. Sürecin tarihsel boyutuyla ilgilenilmemesi ancak bu yasakların arka planlarına odaklanılmasını diliyoruz. Sözgelimi radyodaki Türk müziği yasağıyla ilgili hala “aslında bu yasağı Atatürk istemedi” açıklamalarına yer veren bildirilere oldukça soğuk bakacağımızı kongre katılımcılarına şimdiden bildirmeyi gerekli buluyoruz. Yıllardır süregelen kısır ve daha da önemlisi dayanaksız tartışmalara bu kongrede yer vermek istemiyoruz.

Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikalarında Türk Müziği
Türk müziğinde değişim ve dönüşümlerin Cumhuriyetle başlamadığı bilinmekle. Bununla birlikte genel kanı; özellikle Cumhuriyet döneminde kurumsal ve köklü değişim ve dönüşümler gerçekleşmiş olduğudur. Bu değişim ve dönüşümlerin başarılı veya başarısız olduğu yönünde ise keskin ve farklı tespitler, düşünceler vardır. Bir diğer düşünce ise değişim ve dönüşümlerden en çok Türk müziğinin etkilendiğidir.

Türk Çalgı Eğitiminde Ekolleşme/Okullaşma veya Pedagojik Yaklaşımlar
Cumhuriyet öncesinden başlayarak günümüze kadar geçen sürede genelde müzik özelde ise çalgı eğitiminde istenilen sonuçların alınamadığı genel bir kanıdır. Sayıları son yıllarda hızla artan konservatuvarlar ve icracı yetiştirme yaklaşımlarının irdelenmesi bu oturumun temel konusu olacaktır. Çalgı ayırt etmeksizin özgün ve farklı tespitlerin yer aldığı bildirilerin beklendiği oturumun aynı zamanda günümüz ve gelecekteki çalgı eğitimine yol haritası çizmesi beklentimiz.”

Kongre Takvimi:

Bildiri Özetlerinin Son Gönderimi 07 Eylül 2014
Kabul Edilen Özetlerin İlan Tarihi 21 Eylül 2014
Katılım Ücretlerinin Son Gönderim Tarihi 12 Ekim 2014
Kongre Programı İlan Tarihi 24 Ekim 2014
Kongre Tarihi 5 - 8 Kasım 2014

Detaylı bilgi için bkz:
http://www.muzikkongresi.com/tr/




Hoşgeldiniz