İstanbul-Sulukule (Neslişah Ve Hatice Sultan Mahalleleri) Süreci …


Toplam Okunma: 4312 | En Son Okunma: 23.11.2017 - 20:02
Kategori: Kültürel Öneriler

Türkiye Romanlarının gizemli dünyası Sulukule, dünya ölçeğinde konuşulan yerel gündemlerden birini oluşturuyor. Uzun zamandır, yerel ve uluslararası kurumlar ve kamuoyu, taraflar arası uzlaşma ortamının sağlanmasını ve dengeli bir çözümün üretilmesini bekliyor… İki ayrı görüş ve öneri şöyle:

STOP, “BAŞKA BİR SULUKULE MÜMKÜN!” DİYOR…
17 şehir plancısı, 12 mimar, 2 gazeteci, 2 de işletme mezunundan oluşan Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP) grubu, “Sulukule Toplumsal Gelişme – Ekonomik Kalkınma Planı ve Mekânsal Gelişme Stratejileri” başlıklı sunumunu dün gerçekleştirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıya, çok sayıda üniversiteli ve akademisyenin yanı sıra, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve danışmanları da katıldı.
STOP, “Sulukule’de halkı mağdur eden ve mahalleliyi yerinden eden” planın yanlışlığını savunduğunu belirterek, Sulukulelilerin haklarını ve mevcut yaşama biçimlerini koruyan bir alternatif geliştirilmesinin mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Bu amaçla, 6 ana başlık dâhilinde pek çok temel ilke belirlenmiş. Bunlar şöyle sıralanıyor:
Yaşanabilirlik
• Mahalleliler için mekânsal kalitenin arttırılması
• Toplumsal ve kültürel gelişimin desteklenmesi
• Yerel ekonomik kalkınma
• Suçtan arınma
• Sağlık, eğitim ve kentsel hizmetlerden yararlanma olanaklarının arttırılması
Katılımcılık
• Mahalle sakinlerinin kararlarda söz ve uygulama önceliği hakkı
• Toplumsal örgütlülük ve dayanışma
• Sivil toplum – kamu etkileşimi
• Şeffaflık ve hesap verilebilirlik
Kullanım değeri
• Barınma hakkının savunulması
• Ödenebilir konut projeleri
• Toplumsal profile uygun, kullanıcı dostu konut projeleri
• Örtük değerlere, yerel ve kültürel alışkanlıklara uygun yeni iş alanları
• Kullanım değerini koşullayan sübvansiyon ve teşvikler
Hakçalık
• Hak sahipliği modelinin adil biçimde kurgulanması
• Kentsel hizmetlerden eşit biçimde yararlanma
Yaşama kültürü
• Kullanım değeri vurgusunu yaşama kültürü ile bütünleştirmek
• Geleneksel yaşam pratiklerini korumak ve geliştirmek
• Roman kültürünün ifade olanaklarını genişletmek
• Mekânsal müdahaleleri yaşama kültürünü destekleyecek şekilde geliştirmek
Koruma ve geliştirme
• Arkeolojik, kültürel ve tarihsel değerleri korumak ve uygun kullanımlarla mahallenin ve İstanbul’un hizmetine sunmak
• Yapılaşmayı sınırlandırmak (sur koruma bandı)
• Yenileme çalışmalarını tarihî dokuya uygun kurgulamak
Halkı Sulukule’den çıkartmak değil, yoksulluğu ortadan kaldırmak
“Başka bir Sulukule mümkün!” sloganı etrafında örgütlenen grup, Sulukule’deki yoksulluğu yenmenin başka yolları olduğunu, oluşturulan alternatif projenin, yoksul halkı Sulukule’den çıkarmaktansa, yoksulluğa neden olan faktörleri ortadan kaldırmayı amaçladığını ifade ediyor. STOP, yoksulluğu ve köhneleşmeyi sorun olarak gören bir zihniyetin, bu insanları “kentten sürmesinin” insancıl olmadığını savunuyor.
Sulukulelilerin %24’ünün 300 YTL altı ve %20’sinin 300-500 YTL arası gelirlerle yaşamaya çalıştığının altı çizilirken, nüfusun %40’ının kiracı olduğu alanda, %30’luk kesimin yakınlarının evinde kirada olduğu, %10’ununsa akrabalarının yanında yaşadıkları belirtiliyor.
STOP, kamuoyunda “Sulukule Projesi” olarak bilinen Kentsel Yenileme projesine yapılan alternatif planlama çalışmasının uygulanabilir olması amacıyla, ulusal, uluslararası ve yerel ölçekteki mevcut yasal mevzuatın uygunluğunu değerlendirirken; mevcut projenin tartışmalı olan hukukî dayanaklarını ele aldığını ifade ediyor. Ulusal ölçekte 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu göz önünde bulundurulmuş. Uluslararası ölçekte ise UNESCO Sözleşmesi, ICOMOS Sözleşmesi, Avrupa Mimarî Mirasını Koruma Sözleşmesi, Avrupa Birliği Kentsel Şartı ve İnsan Hakları Sözleşmesi ele alınmış.
Kısaca MBS olarak anılan “Mahalle Bilgi Sistemi”ni alternatif bir Sulukule planı için üreten grup, bu sistemi “Mahallede bulunan parsel, yapı, konut ve ticaret birimleriyle, orada ikamet eden hane ve kişilere ilişkin bilgileri içeren hak sahipliği ve alan kullanımına dair sorgulamaların yapılabildiği bir veritabanı sistemi” olarak açıklıyor. MBS sayesinde, hak sahipliği modelinin işletilmesi, mahalleden ayrılan kişilerin gittiği yerlerin belirlenmesi, alan kullanımlarının kiracı ve mal sahipleri arasında hakça ve bilimsel şekilde dağıtılması mümkün oluyor.
Hak sahipliği ve barınma hakkı
Alternatif projenin en önemli ayağı, hak sahipliğini barınma hakkı temelinde tanımlamış olması ve mülk sahiplerinin yanı sıra, kiracıların da bölgede hak sahibi sayılmış olması olarak gösterilebilir. Buna göre, mahalle muhtarı, dernek temsilcisi, STK temsilcileri, TOKİ temsilcileri ve Fatih Belediyesi temsilcilerinden oluşan bir “Hak Sahipliği Komisyonu” kurulması öngörülüyor.
Hak sahipleri, önerilen seçeneklere göre istediği büyüklükte konut satın alabiliyor. Ayrıca ucuz kiralık konutlardan da yararlanabiliyor. Alternatif projede, 630 mal sahibi ve 734 kiracı hak sahibi olarak sayılıyor.
Belediyenin projesinden farklı olarak, Sulukule’de yaşayan tüm kiracıları da hak sahibi sayan alternatif projede, toplam inşaat alanı 95.345 metrekare olarak belirlenmiş. Bu rakamın belediyenin hazırladığı avan projede 58.901 metrekare olduğunu, belediyenin planına göre bölgeye 2735 kişinin yerleşeceğini görüyoruz. Alternatif proje ise nüfusu 5168 olarak belirliyor.
Karşılaştırmalı ada ve yol detayları
Alternatif projenin bir diğer önemli icraatı ise, 1813 tarihli Sulukule haritası ile mevcut durumu çakıştırmak olmuş. STOP, “İki durum çakıştırıldığında, o tarihten günümüze ada ve yol dokularının korunarak yaşatıldığı görülmektedir. Bugün mevcut olan toplam 12 ada tarihî mekânsal örüntüyü yansıtmaktadır. Alanda toplam 13 sokak bulunurken, yollar toplamda 14779 metrekaredir” diyor.
Buna göre, Fatih Belediyesi’nin hazırladığı avan projede, yüzyıllardır süregelen mekânsal örüntünün korunmadığı, alanın 24 yapı adasına bölündüğü, toplamda 30 sokak bulunduğu, yollar toplamınınsa 26862 metrekare olduğu belirtiliyor.
Alternatif proje ise, mevcuttaki ada ve sokak dokusuna bağlı kalmaya, alan içindeki dolaşım ve ada büyüklüklerini rasyonel hale getirmeye çalışıyor. Projede toplamda 13 yapı adası, 16 sokak yer alıyor. Toplam yol alanı ise 15096 metrekare olarak belirlenmiş.
Projelerin karşılaştırılması
STOP, mevcut dokudaki düşük kat yüksekliği ve küçük ev tipinin, belediyenin planıyla birlikte yok olduğunu savunuyor. Örnek olarak, bostanın belediyenin planında konuta açılması ve yoğunluğunun arttırılması gösteriliyor. Alternatif proje ise, burayı “kamusal alan” ve “yeşil alan” olarak kullanmayı öngörüyor.
Alternatif proje, sur koruma bandını belediyenin planındaki yerinde değil, eski yerinde kabul ediyor.
Yapı müdahale biçimleri
Sulukule yenileme alanı için hazırlanan alternatif projede, alanda mevcutta bulunan yapıların tamamının yıkılmasındansa, restorasyon, onarım ve bakım çalışmalarının yürütülmesi ön plana alınıyor.
Buna göre, toplam 18494 metrekarelik alanda restorasyon ve esaslı onarım yapılması öneriliyor. Alanda, 113 adet tescilli ve öneri tescilli yapı bulunduğunun da altı çiziliyor.
14175 metrekarelik alanda bulunan 124 yapıda ise, bakım ve basit onarım yapılması, kat yüksekliklerinin düşürülmesi öngörülüyor.
Yeni yapı önerilebilecek parseller ise 62622,3 metrekarelik alanda, toplam 184 parsel olarak belirlenmiş.
Bu tip yapı müdahale biçimlerinin oluşturulmasıyla, alandaki tüm yapıların yıkılmasına gerek kalmadığından, proje maliyetinde de gözle görülür bir düşüş yaşanmış. STOP, alternatif projenin toplam maliyetinin 39.423.667,5 YTL ile 47.713.417,5 YTL arasında olacağını ifade ediyor.
TOKİ’nin rolü
Alternatif proje, Toplu Konut İdaresi’nin kuruluş nedeninin özellikle dar ve orta gelir gruplarına yönelik ucuz ve ödenebilir konut alanları üretmek olduğundan yola çıkarak, TOKİ’nin bölgede üreteceği sosyal konutları ödenebilir miktarlarda taksitlendirerek ya da kiralayarak gelir elde edebileceğini ve yeni sosyal projeleri finanse edebileceğini söylüyor.
Avan projede yer alan otel ve kültür / ticaret fonksiyonlarının TOKİ açısından gelir getirici yatırımlar olduğu, ancak bu fonksiyonların mevcut yerel kullanıcı ve bölgenin doku ve mekânsal örüntüsüne uygun olmadığının altı çiziliyor.
Ayrıca, kiralık ya da taksitli satışa sunulmuş sosyal konutların, TOKİ açısından daha sürdürülebilir ve garanti bir gelir anlamına geldiği belirtiliyor.
___ http://www.mimdap.org/w/?p=12833__________________________________

****************XXXXXX**************

“Bir Başka Çözüm Mümkün” Grubunun İmza Kampanyası Bildirisi İse Şöyle:

SULUKULE (NESLİŞAH VE HATİCE SULTAN MAHALLELERİ) İÇİN SÜRECİ YENİDEN BAŞLATMAK İÇİN GEÇ DEĞİL, TAM ZAMANI !…

Sulukule Onaylı Avan Projesi Haziran ayında revizyon aşamasına girdi. Projenin revizyon aşamasına girmiş olması tüm taraflar için değerlendirilmesi gereken ve uzlaşma sürecini yeniden başlatabilecek bir fırsat !…
Bu revizyon kararı bir uzlaşma sonucu değil; yeni tescilli yapıların kabulu ile gerçekleşti. Ocak 2008′de yenileme alanları kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kuruluna ve 4 nolu kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kuruluna tescil önerisi yapıldı. Önerilen 85 yapıdan 25′i 4 Nolu kurul tarafından tescile uygun görülürken, nihai kararı veren yenileme alanları bölge kurulunca 9 tanesinin tescili gerçekleşti. Bu da onaylı avan projede revizyon ve değişiklik yapılmasını gerekli kıldı.

Sulukule dünya ölçeğinde en çok konuşulan yerel gündemlerden birini oluşturuyor. Uzun zamandır, yerel ve uluslararası kurumlar ve kamuoyu, taraflar arası uzlaşma ortamının sağlanmasını ve dengeli bir çözümün üretilmesini bekliyor.

-UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Temmuz ayında Kanada’nın Quebec kentinde yapılan toplantısında Türkiye’ye Şubat 2009′a kadar süre verildi. Bu süre içinde İstanbul’un Tarihi Alanları için yapılacak işleri sıralayan Komite ilk sıralarda yer verdiği Sulukule konusunda yapılması gerekeni şöyle tanımladı: “Fatih Belediyesi Kara Surları çekirdek alanı içinde Sulukule Kentsel Yenileme Projesi geliştirmiştir. Bu proje uzun süredir bölgede yerleşik olan azınlık Roman nüfusunu yerinden etmektedir. Proje kapsamlı tartışmalarla karşı karşıyadır ve koruma, sosyal gereksinimler, yerel toplumun kimliği arasında bir denge kurulmalıdır”. Bilindiği üzere İstanbul’un dünya miras listesine alınmasındaki dört unsurdan biri kara surlarıdır. Bu kara surlarının koruma alanı içinde kalan Sulukule bölgesinde geliştirilecek projenin yukarıda tanımlanan hassasiyetler içinde ele alınması gerekmektedir.

UNESCO’nun yanısıra çok sayıda yerli ve uluslararası kuruluş sorunlara dikkat çekmeye, kaygılarını bildirmeye devam ediyor:

-UN-Habitat AGFE (Birleşmiş Milletler-Habitat Zorla Yerinden Edilmeler Danışmanlar komisyonu) toplantısı 1 Eylül 2008′de yapıldı ve ilk gündem maddesi olarak Sulukule ve Ayazma’ya yer verdi ve AGFE önümüzdeki günlerde Istanbul’a bir misyon göndermeyi kararlaştırdı.

-Birleşmiş Milletler Insan Hakları komisyonu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne Sulukule ilgili olarak yeniden temasa geçti.

-ABD- AGİT Helsinki komisyonu, hükümete ikinci kez mektup yazdı ve kaygilarını bildirdi.

-Istanbul Valiliği İnsan Hakları kurulu Sulukule’de ihlallerle ilgili olarak Basbakanlık’a kapsamlı bir rapor sundu.

-Avrupa Birliği 2007 Türkiye İlerleme Raporu Sulukule yenileme projesindeki yanlışkların giderilmesini istedi. Projede ısrar edildiği takdirde, 2008 raporunda da eleştiri dozajının artması kaçınılmaz.

-Yerel ve uluslararası pek çok sivil toplum kuruluşu yenileme projesiyle ilgili olarak tepkilerini dile getirmeye devam ediyor.

Evet, Sulukule için başka bir çözüm mümkün !…
Yalaşık 30 uzman ve akademisyenden oluşan disiplinler arası bir ekip, tüm tarafların üzerinde uzlaşabileceği “Sulukule Yerel Gelişim Planı” için çalıştı.
Ekip, bugüne kadar Sulukule için yapılan yerli yabancı bütün çalışmaları da değerlendirdi.
Bu bilimsel çalışmalar; başka bir yaklaşımın da mümkün olduğu gösteriyor. Tarihi dokuyu koruyan; Yerel halkı yerinden etmeyen, mağdur etmeyen, toplumsal gelişmeyi sağlayan, ekonomik canlandırmayı gerçekleştiren, fiziki yapıyı sağlıklaştıran bir anlayışla Sulukule’nin canlandırılabileceğini ortaya koymaktadır.

Bu plan çalışmasının ortaya koyduğu avantajlar:
Finansal :
Bu çalışma sonucu mevcut onaylı avan projeye göre daha avantajlı bir plan çalışması ortaya konmuştur. Proje daha akılcı bir finansman modeline dayanıyor, daha ucuza mal ediliyor. Çünkü sağlıklaştırma yaklaşımı sayesinde gereksiz yıkımlar yapılmayarak, mevcut iyi durumdaki yapı stoğu korunarak hareket ediliyor. Daha ucuza konut birimlerinin inşası öneriliyor. Otel, kültür-ticaret kompleksi yerine daha sürdürülebilir finansal geri dönüş gelirleri yaratılıyor. Bölgenin tarihsel özelliklerini, kültür turizmi bağlamında kullanarak artı değer yaratıyor.

Mekansal ve kültürel
Bu plan çalışması ile; tarihi ve mekansal doku korunuyor, daha çok yeşil alan ve ortak kullanım alanı sağlanıyor, tarihi dokuya ve sur koruma bandı sınırlarına uyuluyor, arkeolojik yapı korunuyor.

Toplumsal-ekonomik
Bölgedeki dayanışma ilişkilerini güçlendiren; eğitim, sağlık ve sosyal sorunlarını çözen, bölgeyi İstanbul ile bütünleştiren, Kültür turizmi ile de bölgenin kendi sosyo-kültürel yapısı ve kabiliyetlerine uygun ekonomik canlılık getiren, bölgedeki yaşama maliyetlerini düşüren; istihdam olanaklarını arttıran, ticari fonksiyonu çeşitlendiren bir yaklaşım hakim.

Bugün artık, bir tercih yapılması gerekiyor!…
Sulukule, Birleşmiş Milletler’in yerinden edilmeler listesine mi girecek?
Yoksa 2010 AKB sürecinde örnek bir uygulama olarak mı tarihe geçecek?
Sulukule bugüne kadar yapılan uygulama ve kararlar sonucunda kültürel, sosyal, insani ve mekansal olarak büyük hasarlar almıştır. Proje sonucu mevcut yerel halk mağdurdur; evini, mahallesini bırakmak durumunda kalmıştır; işinden ve sosyal çevresinden uzak kalmıştır.
Ulusal ve uluslararası kamuoyu ve kurumlar Sulukule için yeni bir karar ve dengeli bir yaklaşım bekliyor; mevcut proje ve uygulama süreçlerini takip ediyor ve sorguluyorlar

Kısaca,
Gerek UNESCO Şubat 2009 değerlendirmesi ve gerekse İstanbul 2010 sürecinde dünyadan gelecek olanların ziyaret edeceği ilk yerlerden birinin Sulukule olacağı göz önüne alındığında;
Fatih Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ tercihini yapmalıdır;

o 1960′lı -70′li yılların eskimiş yenileme yaklaşımıyla fiziki yapıyı tümüyle yıkarak yeniden yapılar inşa eden ve hiçbir şeyi korumayan bir örnek mi ?

• Çağdaş planlama ve koruma anlayışının hakim olduğu insanı eksen alan, katılımcı ve bölgenin gerçek sorunlarını çözümleyen, Yerel Gelişim Planı mı ?

______________________________________
www.baskabircozummumkun.blogspot.com




Hoşgeldiniz