11 Farklı İstiklal Marşı… Elif Ergu


Toplam Okunma: 4736 | En Son Okunma: 20.07.2014 - 17:34
Kategori: Basından

Merak ediyorum. Aynı sözler farklı besteler… İstiklal Marşı’nı farklı bestelerle dinlemek kulağımıza nasıl gelecek? Cuma akşamı Lütfi Kırdar’da Tekfen Filarmoni’nin konseri var: “Bir Güfte 12 Beste”. 1921’de Mehmet Akif Ersoy’un şiirine karar verilmiş ama beste için yarışa açılmış.” 100’den fazla beste sahibi başvurmuş ama bunların 55’i değerlendirmeye alınmış…

Cumhuriyet’in 85’inci yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek konserle ilgili Tekfen Holding ortaklarından Nihat Gökyiğit ve Kurumsal İletişim Müdürü Dori Kiss Kalafat’la buluştuk. Proje araştırmacı Mehmet Altun’un. 2006 projeyi desteklemeye karar veren Nihat Gökyiğit, ‘Bizim dostluk ve barış mesajı veren orkestramıza çok yakışacağını düşündüm’ diyor. İstiklal Marşı için aranjmanlar yapılmış, orkestra hazırlanmış. Solistlere karar verilmiş. Gökyiğit tatlı tatlı anlatıyor: “Proje önümüze geldiğinde çok heyecanlandık. Gelen hikayeler de bizi etkiledi. 1921’de, savaş ortamında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşa ihtiyacı olduğu ortaya çıkmış. Bu Mustafa Kemal’in de ne kadar vizyon sahibi bir lider olduğunu gösteriyor. Mehmet Akif Ersoy’un şiirine karar verilmiş ama beste için yarışa açılmış.”

55 tanesi değerlendirilmiş

100’den fazla bestenin başvurduğunu, bunların 55’inin değerlendirmeye alındığını ekliyor Dori Kalafat. Ancak yarışmanın sonucu savaş nedeniyle bir türlü belirlenememiş. Yarışmaya beste gönderen müzik öğretmenleri öğrencilerine kendi besteleri öğretmiş. Yurdun her yerinde farklı istiklal marşları söylenir olmuş. Birçok çevrede Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi çalınmış. Hatta 1930’a kadar Çağatay’ın bestesi kabul görmüş… Fakat İstiklal Marşı’nın bestesi çok eleştirilince Meclis yarışmaya eserleri yeniden değerlendirmiş ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Zeki Üngör’ün bestesi kabul edilmiş. Şimdi Tekfen Flarmoni bizi yarışmaya katılan diğer bestelerle buluşturacak. 55 eserden ancak 11’ine ulaşılmış. Kalafat özel koleksiyonlar, Meslis arşivi, kütüphaneler ve sahaflarda derin araştırmalar yapıldığını anlatıyor. 11 bestenin bir kısmı Doğu musikisi ve saz heyetine göre, bir kısmı Batı müziği ve orkestraya göre, kimisi ikisi birleştirilerek yazılmış. Gökyiğit, “Fasıl gibi olanlar da var” diyor. Ve projeyle ilgili başka bir hikayeyi anlatıyor: “Kazım Karabekir Paşa’nın milli marşla ilgili tartışmalara kızıp kendi yazıp, kendi bestelediği ‘Türk Yılmaz’ adlı marşı da bulduk.”

Peki sözler nasıl seçildi?

Maarif Vekâleti 1920’de güfte yarışması açmış. Bu yarışmaya 724 şiir göndermiş. Mehmet Akif Ersoy, “Ben, para ödüllü bir yarışmaya katılmam” demiş ama İstiklal Marşı’nı da yazmış ve 1921’de İstiklal Marşı’nın güftesi Meclis’te kabul edilmiş.
*****

Dipnot

Tekfen Filarmoni Orkestrası da farklı bir orkestra. 23 ülkenin müzisyenlerinden oluşan orkestrada İsrailli, Filistinli, Ukraynalı, Ermeni, Azeri, Rus aynı orkestrada çalıyor.

Bu orkestra herkesle dost…
_____________________________

Vatan Gazetesi, Elif Ergu Köşe yazısı, 23 Ekim 2008

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=205011&Categoryid=4&wid=67

*******************************************

Ayrıca Bkz: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=11700

İstiklal Marşı’na 11 farklı yorum…Sinem Dönmez

Futbol müsabakaları, ilköğretim okulları, resmi törenler ve daha birçoğu. Tam 78 yıldır okunan İstiklal Marşı’nı şu an bildiğiniz besteden çok daha farklı bir müzikle söylediğinizi düşünün. Evet biraz zor olurdu. Ancak, Tekfen Vakfı, en azından nasıl bir his olduğunu yaşatacak meraklılarına. Nasıl mı? Vakıf, araştırmacı yazar Mehmet Altun’un önderliğinde yaptığı araştırmaların sonucunda İstiklal Marşı’nın 11 farklı bestesine ulaşmış.

Cumhuriyet / Hafta Sonu- İstikal Marşı için aranjmanlar yapılmış, orkestra ve solistler hazırlanmış. “Bir Güfte 12 Beste” konseri 24 Ekim’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda nadiren başa gelecek bir deneyim yaşatacak.

Her bölgede farklı marş
1921 yılında henüz TBMM yeni açıldığı sıralarda, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir milli marşa ihtiyacı olduğu konusu gündeme gelir. (Çünkü örneğin bir sporcu grubu yurtdışındaki bir etkinlik sırasında milli marş yerine “Hamsi Koydum Tavaya” türküsünü uydurmak zorunda kalmış, Reşadiye harp gemisinin İngiltere’deki teslim töreni sırasında da denizciler Türk milli marşını okumaya davet edilince “Entarisi Ala Benziyor” türküsüyle durumu geçiştirmeye çalışmışlar.) Mehmet Akif Ersoy’un şiirine bir beste gerekir ve bir sonunda bir yarışma açılır. Yarışmaya 100’den fazla beste katılır ancak 55’i değerlendirmeye layık görülür. Ancak bu sırada Anadolu’da savaş devam ettiği için yarışmanın birincisi tespit edilemez. Yarışmaya beste gönderen bazı müzik öğretmenlerinin, görev yaptıkları bölgelerde kendi bestelerini okutmaları nedeniyle, yurdun değişik yerlerinde, farklı farklı marşlar çalınıp söylenmeye başlanır. Örneğin Edirne ve çevresinde Ahmet Yekta Bey’in, İstanbul’da Mehmed Zati ve Ali Rifat Beyler’in, İzmir ve Eskişehir civarında İsmail Zühdü Bey’in, Ankara ve çevresinde ise Osman Zeki Bey’in besteleri çalınır. Sonunda 1924’te Ali Rifat Çağatay’ın bestesi kabul edilir. 1930’a dek Çağatay’ın bestesi çalınsa da seçilen müziğin milli marşa uygunluğu bir tartışma konusu olarak kalır. Pek çok kişi Ali Rifat Bey’in bestesinin Batı müziği kalıplarına uymadığını düşünüyor, bir milli marş için fazla ağır olduğunu öne sürerek değiştirilmesi gerektiğini savunur. Eleştirilerin dozunun giderek artması üzerine, sonunda 1930 yılında milli marşın değiştirilmesi gündeme gelir ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Zeki Üngör’ün bestesinin yeniden düzenlenmesiyle, halen kullanılmakta olan İstiklâl Marşı ortaya çıkar.

Bir dönemin müzikal portresi olacak
Peki merak etmez misiniz şu an başka hangi marşı söylüyor olacaktık? Bu sorunun yanıtını Tekfen Vakfı 24 Ekim’deki konserle verecek. Altun, “Bu 1921 yılında açılan yarışmaya katılan bestelerin notalarını bir yerden bulabilir ve bu notaları günümüz müziğine uyarlayabilir miyiz?” düşüncesiyle başlamış bu projeye. Ancak hem bestelerin araştırılması daha sonra düzenlenmesi ve sonunda bir orkestra tarafından müziğe dökülmesi söz konusu olunca, Tekfen Vakfı sponsor olarak devreye girmiş. Yaklaşık 3-4 ay boyunca arşivler, kütüphaneler, koleksiyonlar, sahaflar yani bu notaların bulunma ihtimali olan her yer araştırılmış ve sonuçta 11 besteye ulaşılmış. Bir de Kazım Karabekir’in o dönem bir türlü marşın seçilmemesine kızıp kendi yazdığı ve bestelediği Türk Yılmaz adlı marş var. Altun, o dönemde Türkiye’de yer alan Doğu ya da Batı’ya yakınlık tartışmalarının da bir sureti olduğunu söylüyor marş yarışmasının: “Biz bu projeyi biraz da o dönemin bir fotoğrafı olarak düşünüyoruz. Müzikal anlamda da portresini çekmiş olduk. Doğu - Batı müziği arasındaki o dönemin gel-gitleri, doğu müziğini savunanlar, batı müziğini ya da doğu müziğinin yenilenmesi gerektiğini savunanlar… İşte bu karşıtlık milli marş notalarına da yansıyor” diyor.

Doğu’yla Batı’nın birleştiği orkestra
Tekfen Filarmoni Orkestrası 1992’de kurulan ve Tekfen Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren orkestanın üyeleri 23 ülkenin müzisyenlerinden oluşuyor. Kendi donanımlarıyla birlikte kendi ülkelerinin otantik sazlarını da getiriyorlar. Doğu’yla - Batı bir anlamda bir harmoni içinde batı müziğine bir baharat katıyor. Bu 23 ülkenin 23’ü de sürekli bir barış hali içinde olmuyor ancak bu orkestrada herkes dost. Normalde yan yana durmayacak iki ülkenin müzisyeni aynı odayı paylaşabiliyor gerektiğinde. Bu da orkestranın barış misyonunu ortaya çıkarıyor. Tekfen Vakfı Kurucusu Nihat Erümit, Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın barışa çağrı ve Doğu’yla Batı’nın buluşması olarak iki misyonu olduğunu ifade ediyor. Erümit marş yarışmasının Türkiye’nin var olma ile yok olma arasında olduğu bir dönemde yapıldığını vurgularken Tekfen Filarmoni Orkestrası’nı, Atatürk’ün savaş sonrası barış politikasıyla uyum içinde olduğunu söylüyor. Atatürk’ün milli mücadeleden hemen sonra etrafındaki tüm ülkelerle barış içine girdiğinin ve Tekfen Filarmoni’nin birleştirici özelliğinin altını çiziyor ve kendisini bir önceki gün İzmir’den arayan bir arkadaşının, telefonda kendisine “Bizim evde annem ud çalardı. Bu marşlardan birini sevmişti onu çalardı biz de çocukken söylerdik” dediğini ve telefonda o marşı söylediğini anlattı. Altun da “Biz bu işe sadece bir adım attık. Devamı da gelecek, böyle hikâyeleri daha çok duymaya başlayacağız, kim bilir daha ulaşamadığımız nasıl bilgiler vardır bu konuyla ilgili” diyor.

Konser hikâyeyi de anlatacak
Notalar Rauf Yekta, Ali Rifat Çağatay, İsmail Hakkı Aksoy, Halit Lemi Atlı, İsmail Zühtü Ateş, Zati Arca, Ahmet Yekta Madran, Mustafa Sunar, Abdülkadir Töre, Kâzım Uz ve Osman Zeki Üngör gibi bestecilere ait. Ayrıca Kâzım Karabekir’in yine aynı dönemde yarışma dışı olarak bestelediği, güftesini de kendisi yazdığı “Türk Yılmaz” adlı eser de diğerlerinin yanındaki yerini alıyor. Şef Saim Akçıl yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası ile birlikte, 4 eseri TRT İstanbul Gençlik Korosu, 2 eseri Şenol Talınlı, 2 eseri Sumru Ağıryürüyen’e neyiyle Ercan Irmak, kanunuyla Göksel Baktagir ve uduyla Yurdal Tokçan eşlik edecek. Bir marş da piyanoda Hüseyin Sermet’le dinlenebilecek. Ayrıca o dönemin atmosferini seyirciye daha iyi hissettirmek amacıyla eserler arası geçişlerde, tiyatro yönetmeni Yücel Erten’in sahneye koyduğu anlatı ve anekdotlara da yer verilecek. Bu sayede Milli Mücadele Dönemi’nin duyguları usta tiyatrocular Arsen Gürzap ve Yetkin Dikinciler’in anlatımıyla hikâyesiyle birlikte sunulacak bu eserler; yeniden yaşatılmış olacak.
___________________
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=11700




Hoşgeldiniz