“Yöreme Özlem” Türkü Barlar…


Toplam Okunma: 4327 | En Son Okunma: 19.10.2014 - 15:58
Kategori: Arabesk Dönüşüm, Toplum ve Müzik

Geçen hafta sonu senfonik orkestra icracılarıyla çalgılarını özdeşleştiren bir yazıyı gündeme getirmiştik. Sosyal Araştırmalar Merkezi başlıklı sitede bu kez yine tatlı hicivsel mantıkla “Türkü Bar” ları konu alan yazı dikkatimizi çekti. Yine hem güldük, hem düşündük. Ülkemizde bu ve benzeri konularla ilgili kimbilir daha ne kadar çok yazılacak, hicivlenecek ortam var. Yeter ki yakalayabilme düzeyine ulaşalım …

‘Yöreme Özlem’ Türkü Bar…

Ey araştırmacı, ey türkü dostu canlar, selam olsun size! Bu hafta, türkü bar fenomenini inceleyeceğiz. Soruyoruz sizlere, aranızda hiç türkü bara gitmemiş hümancan var mıdır? Yanık gönüllü Anadolu insanının sıla hasretine merhem olmuş bu türkü barlar. Sevip de kavuşamayanın derdine ortak olmuş bu duvarlar. Bir kez o ortamın havasını solumamış, türkü bar garsonu ile yüzgöz olmamış insan, öz kültürümüzü bilememiş, tanımamıştır. Peki nedir bu yerlerin özelliği, kimdir bu türkü dostları? Sizler için gittik, gördük ve yazdık.

1. Ortam ve Çevre
Genel: Nereli olduğunuz önemlidir. Her türkü bar sahibi hemşerilik kavramına önem verir. Konser günü en arka masaya düşmüşseniz üzülmeyin. Baş garsonu hemşeri olduğunuza inandırırsanız en öne geçebilirsiniz. Hemşeri çıkmak için kilit mevziler: Tunceli’den Ovacık, Munzur; Sivas’tan Zara, Şarkışla; Muş-Varto, Bingöl-Kiğılı, Van-Erciş, Erzurum-Pasinler, Tokat ve Yozgat.

Mönü&Fiyat: Ortamdaki favori içkiler rakı ve biradır. Ara sıra şarap içen geçkin kadınlar da görülmektedir. Eğer yemek söylemezseniz hayatta sıcak ya da sulu meze gelmez. Gelse gelse tuzlu fıstık ya da tuzsuz mısır gelir. Onu da zaten bitti mi yenilemezler. Yok ben yemek de yerim diyorsanız tatsız mezeler, salata, çoban kavurmadan başka şey beklemeyin. Fiyatları diğer barlara göre daha düşüktür. Türkü barların kemikleşmiş müşterileri olur ve sürümden kazanırlar. Yalnız yediğiniz içtiğiniz herhangi birşeyden lezzet ummayın. Her türlü gıda maddesi sanki aynı elden çıkmıştır, lezzette ve porsiyonda vasatı aşamaz.
Dekorasyon: Türkü bar=salaşlıktır.

Ortam duman altı ve loştur. Kilim deseni mekana hakimdir. Duvarlarda kilim, yerlerde kilim, masa örtüleri kilim, bol bol kilim. Kilim türkü barın can damarıdır. Kırmızı da kilimde en sevilen renktir. Bir vazgeçilmezleri de tahtadır. Tahta masa, sandalyeler(ya da kısa tabureler) olmadan türkü bar olmaz. Duvarlara, tavanlara tahta çakılıdır. Koca taşlarla da kapı ve pencere etrafları süslenir. Her yere kilim ve poster asılır. Dekorasyonun vazgeçilmez diğer öğeleri ise ekose masa örtüsü, gaz lambası, iğne oyası yazma, plastik gül, mekana gelen ünlülerle çektirilmiş fotoğraflar köşesi, su içen ceylan desenli duvar halısı ve şark köşesidir.

Ses ve Müzik: Canlı müzik bu mekanların olmazsa olmazıdır. Çok seslilik anlayışı 3′lüden ibaret olsa da arada yanlışlıkla 4′lü duyulabilir. Türkü bar derler, bağlama derler, davul derler, zurna derler, solcu sesli derler, eskidenmiş o… Artık türküler gitarlı, tumbalı, çok sesli, opera teknikli. Orada bulunan bağlamacı sadece bir semboldür artık.

Ses sistemi kötüdür. Ortamda uğultu hakimdir. Bu nedenle yaklaşık 1 saat içinde başınız ağrımaya başlar.

Türkü bar gruplarının repertuarlarının değişmezleri vardır. Bunlara türkücülerin milli marşları da denilebilir. Neler mi:

-Sarı Gelin
-Zülüf Dökülmüş Yüze
-Karlı Kayın Ormanı
-Etek Sarı
-Mihriban
-Saçlarına Yıldız Düşmüş Koparma Anne
-Ben Seni Sevduğumi de Dünyalara Bildurdum
-Çarşambayı Sel Aldı
-Kırmızı Gül Demet Demet
-Dersim Dört Dağ İçinde
-Uy Asiye Asiye
-Al Fadimem, Bal Fadimem, Yanakları Gül Fadimem

Eğer daha önce türkü bara gitmediyseniz, bu türkülerden en az 5′ini ezberlemeniz tavsiye edilir. Yabancılık çekmediğinizi göreceksiniz.

2. Türkü Bar Kitlesi
Genel: Birkaç sahte sarışın birkaç da beyaz tenli dışında genel kitle esmerdir. Gelin bu kitleyi birkaç alt başlıkta mercek altına alalım.

-Yalnız kızlar grubu: Bu kızlar birbirlerine ve çevrelerine ‘Delikanlı Kız’ olduklarını göstermek için rakı içerler ve masayı da donatırlar. Yakından bakıldığındaysa bardaklarındaki rakı miktarının ancak damlayla ölçülebilecek kadar olduğu görülür. Sarhoş olmazlar. Kimse ümitlenmesin.

-Yalnız erkekler grubu: Bir grup yarmayı görüp de korkmayın. Pasiftirler. Kızların olduğu tarafa ara sıra bakış atmak dışında bir zararları görülmemiştir. Zaten masada hakim muhabbet, “karı milleti değil mi, hepsi aynı” türevi olduğu için, hiçbiri diğerinden yüz bulup kızlara sarkamaz.

-Çiftler masası: Bu masada bolca göbek atıldığı gözlenir. Kızlar, yanlarında getirdikleri erkeklere güvenerek, hareketli türkülerde yerlerinde oynama ya da halaya girme, hüzünlü türkülerde bir el havada, gözlerini yanında oturanın gözünün içine dikip bağıra çağıra eşlik etme gibi etkinliklerde bulunurlar. Masadaki erkeklerin göze batan davranışı olmamıştır.
Çiftler masasında sap olmak ise ayrı bir yazının konusudur. Yine de olmayın.

-Çok erkek az kız masası: Bu masadaki genel görünüm durgundur. Çünkü birbirlerini çok fazla tanımıyorlardır. Erkek kısmı, içeriye alınmama korkusu ile mahalledeki Songül’ü davet etmiştir. Songül, Cevdet’ten hoşlandığı için gitmek istiyordur ama tek başına da gitmeye cesareti yoktur. Bu yüzden Zuhal adlı arkadışını da işin içine katar. Zuhal evde tek başına kaldığı için sorun yoktur. Songül de zaten evden “bu gece Zuhal’lerde kalacağım” diyerek ayrılmıştır. Ama Zuhal gruptaki kimseyi tanımıyordur. Masada maksimum 2 kız, minumum 4 erkek bulunur. Erkeklerden en az biri Zuhal’e yazar, Songül’e kimse yazmaz. Hesabı erkekler öder. Kızlar arasında “tuvalete gidiyorum sen de gel” şifreleşmesi yaşanır.

Giyim: Genç erkeklerin kareli ya da çizgili sweat veya gömlek giydikleri gözlenmiştir. Orta yaş ve üzeri amcalarsa takım elbise ya da kot+gömlek giyer. Kızların giydiği kıyafetlerin çok genel bir tanımlaması olmasa da otantik ya da dar giyindikleri söylenebilir. Bahar-yaz aylarında yer yer şalvarlı bayanlar da görülebilir.

Davranış: Masasında bayan olan erkekler daha kibar ve modern konuşmalar yapmaya çalışır. Ellerini birleştirip kaşlarını kaldırarak konuşurlar. Olmayanların oturuşu bile daha rahattır, bacakları ayırıp otururlar, 3 kişi bir masaya zor sığarlar.
Eşlik: Türküler hepbir ağızdan söylenir. Seyirciler önce mırıltılar halinde söylemeye başlar. Ağızlar fazla kıpırdamadığından bilenle bilmeyen pek ayırt edilemez. Alkol miktarı arttıkça seyircilerin sesi daha çok çıkar. Seyirciler detone değildir ama güvensizlikten kaynaklanan billur ve kristal sese sahiptir.

Gevezelik yapan insanlar olduğu gibi, müziğe kendini kaptıran insanlar da vardır. Zaman ilerledikçe kimi insanın içine kapandığı, kiminin ise rakı içmeyi kendi kendiyle yarış haline getirdiği gözlemlenebilir. Bir süre sonra ne kadar içtiğiniz önemli değildir. Ortalamanın üzerinde içenler takdir kazanır.

Tabii halayı unutmamak lazım, serçe parmaktan omuza, üç ayaktan çepkiye her türlüsünü bilmek gerekir.
Gelir düzeyi: Gizli. Şişe yalnızca kalabalık masalarda açtırılır. Rakı dubleyle gelir. Sigara çok içilir, adeta sömürülür. 1 gecede kişi başı 1 paket bitirildiği sanılmaktadır. Sigaraların markaları ‘Birinci’den ‘Marlboro Light’a değişkenlik gösterir. Kılık kıyafetten de sağlıklı bir çıkarım yapılamadığından, gelir düzeyini belirlemek imkansız gibidir.

Genel muhabbetler: Kötü espriler havada uçuşur. Arada sırada solcularla dalga geçilir. Alkolün dozu attıkça insanların gerçek kişilikleri meydana çıkar. Orta yaş masaları ilerleyen saatlerde aşka gelir, gözleri kimseyi görmez olur. 3-5 görüş ezberleyip etrafa satılır. İçinde emek, hasret, umut, Amerika, memleket geçen cümleleri kullanan insanlar artık türkü barlardan elini ayağını çekse de en az bir masa temsili şekilde bulunur. Dostlar-canlar kelimeleri joker.

(Sağda: “Bu adam çok kral adamdır, MHPli ama Ahmet Kaya dinler” kesitli müteahhit masası)

(Devam edecek…)
________________________________

http://sosyalincelemelermerkezi.blogspot.com/2008_02_01_archive.html




Hoşgeldiniz