Elazığ-Harput’un Ünlü Türküsü, Muş’tan 8 Yıl Evvel Elazığ’ da Derlenerek Resmi Kayıtlara Geçirilmiştir. Yemen Türküsü (Havada bulut yok), eski bir Harput Türküsü’dür. Ezgi niteliği, makamı, seyri, güfte anlayışı ve teması bakımından tamamen bir Harput Müziği ürünü olduğu kabul edilmiş olan eser, eski sanatçı ve yazarların yayınlarında da güfte ve açıklama bilgileri verilmek suretiyle defalarca Elazığ Türküsü olarak anılmıştır. Yemen Türküsü’nün Elazığ’a ait olduğuna dair resmi belge de mevcuttur… devamı »


Operada Müsamere!.. *

Eklenme Tarihi : 08 Şub 2010 | Kategori: Eleştiri/Kritik


…Yani opera ve baleyi bilmeyen, tanımayanlar için bu sanat dalı ancak böyle sevdirilir işte.. Bir operayı baştan sona izlemek, hele ilk defa zor.. Ama böyle seçmeler olursa, hele böyle danslarla süslenirse… Rossini Menüsü.. Sonra Verdi Menüsü.. Sonra Bizet.. Mozart.. Projenin ihtişamına bakar mısınız?.. Nasıl koştum… Ve de sonunda nasıl bir hayal kırıklığı.. Uygar bir vatandaş olsam, salondan “Yuh” diye bağırarak ayrılırdım. Biz kibarız.. Gene de alkışlayan oldu, dörtte üçü boş salonda.. devamı »


Tanbûri Ali Efendi Konseri… Mehmet Demirer

Eklenme Tarihi : 08 Şub 2010 | Kategori: Eleştiri/Kritik


Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu 28 Ocak 2010 Perşembe akşamı önemli bir konser gerçekleştirdi. Türk Müziği’nin en büyük bestekârlarından Tanbûri Ali Efendi’nin(1836 Midilli -1902 İzmir) eserlerine yer verilen bu konserde anılan bestekârın pek bilinmeyen ve şimdiye değin çok nâdir icrâ şansı bulmuş olan Sipihr makâmında bestelenen iki takımındaki 8 eserinden 6 tanesi de icrâ edildi. İki bölümden oluşan konserin İlk bölümünde yukarıda sözü edilen Sipihr eserler, ikinci bölümde de Sûzidil, Nihâvend, Rast, Segâh, Hicâz, Hüseynî ve Uşşak gibi muhtelif makamlarda eserler yer almaktaydı. devamı »



6 Şubat 2010 Akşamı 3. Yılına giren ve tamamı genç müzisyenlerden oluşan Aşkın Ensemble ve ünlü Solist Prof.Dr. Cihat Aşkın izleyiciler tarafından beğenilen bir repertuar ile CRR Konser Salonu’nda idiler. “Saba Melikesinin Gelişi” Haendel’in 1748 yılında, anonim bir metin kullanarak bestelediği ve konusunu Eski Ahit’ten alan Solomon Orotoryosu ’ndandır. Üç bölümlük orotoryonun 3. bölümünün giriş müziği olarak yazılan bu Sinfonia’da; eserin girişindeki karakteristik canlılığı Aşkın Ensemble; oda müziği yapıtlarına özgü melodik duyumda ve senfonik bir bütünsellikle seslendirdi. Devamında ise Saba Melikesi’nin gelişini kutlayan temanın şükran melodileri; yaylı çalgıların konçertant akışında dinleyiciye hissettirildi… devamı »



“Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Ödülü” nün usta sanatçılarımız Neyzen Niyazi Sayın ve Tanburi Necdet Yaşar’a verilmesi töreninde bir konuşma yapan Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan müziğimiz ile ilgili duygularını “Amerika ve Avrupa’nın müzik listelerini ezbere sayan birçok gencin kendi tarihinden üç bestekarın ismini sayamayacağı, kendi sanatına, sanatçısına sahip çıkamayan bir toplumun istikbalinin karanlık olacağı…” şeklinde dile getirdi. Acaba Devlette yönetici olarak görev yapan kültür insanlarının kaçta kaçı, kaç bestecimizin ismini sayabilir?.. Ülkemizde kültürünü seven herkes zaten duygularını dile getiriyor. Oysa kültür, politik duygu serzenişi değil gerçekçi uygulama beklediği için yıllardır erozyonda… TRT, MEB, KTB ve tabii ki devlet müzik okulları/ konservatuarlar… devamı »



Şişli Belediyesi, ülkemizin vazgeçilmez değerlerinden kültür ve sanat’a verdiği önemi bir kez daha gösteriyor. Müzik Çalıştayları.. Geleneksel kültürümüz içinde önemli bir yeri olan; Türk Halk Oyunları, Türk Halk Müziği ve Klasik Türk Müziği alanlarındaki  sorunları başkaları değil, o alanın mensuplarının çözebileceğine olan inancından hareketle “İstanbul Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi” işbirliği ve Y.Doç.Dr. Göktan Ay koordinatörlüğünde düzenlediği 3 ayrı çalıştaya, alanında çözüm uğraşısı içinde olan müzik adamlarımızı bekliyor… devamı »



İlköğretim müzik eğitiminin önemli noktalarından biri de müzik dersini okutan öğretmenlerin eğitim devrelerine göre farklılık gösteriyor olmasıdır. 1. 2. 3. sınıfların müzik dersleri, özel öğretim kurumları dışında, sınıf öğretmenleri tarafından; 4. ve 5. sınıfların müzik dersleri sınıf öğretmeni ya da müzik öğretmeni tarafından; 6. 7. ve 8 sınıfların müzik dersleri ise müzik öğretmeni tarafından yürütülmektedir… Genel müzik eğitimi, herkese yöneliktir… Özengen müzik eğitimi; genel müzik eğitimiyle yetinmeyip müziğin bir dalına içten ilgili, istekli, gönüllü ve yatkın olanlara yöneliktir… Mesleksel müzik eğitimi ise; müziğin bütününü, bir kolunu veya dalını bir iş veya mesleksel uğraş alanı olarak seçen veya seçmek isteyenlere yöneliktir… devamı »



Ülkemizde müziği amatör çalışmalarda yaşatan nice isimsiz değerlerimiz var: İşte bu değerlerimizden merhum Nadir Şen’i bir başka değerimiz Süleyman Şenel kaleme almış.. Ya diğerleri?.. “Öğrencilik yıllarımdan geriye kalan, unuttuğumu sandığım kimi duygularımı hatırlamama vesile olan Aziz dost merhum Nâdir Şen Bey’in yönettiği bir konserden söz edeceğim…İstanbul’un hemen her semtinden, uzak mesafelerden gelen bunca insanı bir araya getirmenin, bir arada tutmanın ne kadar zor bir iş olduğunu düşündüm. Musiki sevgisi bu iş için yeterli olabilir miydi?.. Öğrencilerinin yüzlerinde Nadir Bey’in titizliği, disiplin anlayışı, heyecanı, coşkusu, insan sevgisi ve musiki aşkının derin yansımasını sezmek hiç de zor değildi…” devamı »



30 Ocak 2010 Cumartesi günü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın daveti üzerine “2009 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri” için C.R.R. Konser Salonu’ndaydım… “Ney üstadı Niyazi Sayın ve tanburi Necdet Yaşar’ın yarım asırlık dostluğu, Kültür Bakanlığı’nın 2009 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmeleriyle bir kez daha taçlanmış oldu… Necdet Yaşar hocam, İTÜ TMDK’da fazla kalmadı. İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu’nu kurarak, gençlerin disiplin içinde, kaliteli icra yapmalarına imkan sağladı. Niyazi Sayın hocam da, son çıkan emeklilerin sözleşmeli çalışamayacaklarına dair yasa ile birlikte 10’u aşkın sanatçı öğretim elemanı ile birlikte konservatuardan ayrılmak zorunda kaldı… devamı »



Geleneksel Türk sanat müziğinin başlangıcından oluşumuna, yerleşmesine değin geçen sürecin müzikal öyküsünü konserler zinciri halinde gerçekleştirmeyi amaçlıyan “İzmir’de Musiki Günleri” etkinliğinin beşincisi 02 Şubat 2010 Salı günü İzmir/Konak’ta bulunan Sabancı Kültür Sarayı’nda gerçekleştiriliyor. Konserin repertuarı müziğimiz oluşum dönemi bestecilerimizden Meragalı Abdülkadir’in eserlerinden oluşuyor. Solist: İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçısı Ümit Yazıcı… Saat 14.00’de başlayacak konseri Dokuz Eylül Üniversitesi düzenliyor… devamı »



Bir eseri farklı bir perdeden çalınca, o eser transpoze edilmiş olur. Bir makam dizisini farklı bir perdeye göçürüp, orada yeni bir makam oluşturmak ise şeddetmek/tasvir etmek olarak tanımlanır. Bu terimlerin tümü çeşitli batılı yabancı dillere transpose/transposition olarak çevrilmektedir ki; musikidergisi.net’te 30 Ocak 2010 tarihinde sorulan “Transpoze ile şed arasındaki fark nedir?” sorusundaki problematik durumun; sözkonusu terminolojik karışıklığa bağlı olduğu kanaatindeyiz. Transpozenin Türkçe kökenli bir kelime olmaması ve ayrıca Arapça kökenli şed kelimesi ve makam kavramı içerisindeki tutarsızlıklar, duruma problematik zemin hazırlamaktadır… devamı »



Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yılki büyük ödülü geleneksel Türk sanat müziğinin usta sanatçıları Neyzen Niyazi Sayın ve Tanburi Necdet Yaşar’a verildi. Ödül töreni Başbakan Tayip Erdoğan ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılımıyla 30 Ocak 2010 Cumartesi öğleden sonra İstanbul Cemal Reşit Rey Salonu’nda gerçekleştirildi. Başbakan “Amerika ve Avrupa’nın müzik listelerini ezbere sayan birçok gencin kendi tarihinden üç bestekarın ismini sayamayacağını, kendi sanatına, sanatçısına sahip çıkamayan bir toplumun istikbalinin karanlık olacağını…” söyledi… devamı »


Şed ile Transpoze Arasındaki Fark Nedir*?..

Eklenme Tarihi : 30 Oca 2010 | Kategori: Eleştiri/Kritik


Geleneksel Türk Sanat müziği kuram açıklamasında -bilindiği üzere- 20.yy’da oraya çıkan ve bugün hala mutabakat olarak çözülememiş “şed makam” sınıflandırması bulunur. Diğer tanımlamaları “göçürülmüş, aktarılmış” şeklinde karşımıza çıkar. Arel ve arkadaşlarının müzik literatürümüze kattıkları bu makamlar 14 tanedir… Şed açıklama- sındaki tarihsel anlatımlar, bir nevi günah çıkarmalar, günümüz işlevi sözkonusu olduğunda yeterli gelmemektedir. Şed ile transpoze’nin kelime anlamı aynı iken birine “şed” ; 1–2-4-5 vs. ses icralara ise “transpoze” demenin mantığı?.. “Şed” kelimesi sözlüklerde yok. Sadece “tasvir” deniyor. Ya  İng. veya Frn.ya çevirilmesi?.. İşte bir algılama ikilemi… devamı »



Konserin Keman konçertosu solist Cihat Aşkın tarafından Oğuzhan Balcı’ya sipariş edilmiş ve iki sanatçının ortak projesi olarak bestelenmiştir. Hızlı - Ağır - Hızlı olmak üzere 3 bölümden oluşan konçertoda bölümler birbirinden bağımsız. Tonalite ve atonalite etkilerini yapıtın genel yapısı içinde hissetmek mümkün. Konçerto’ya İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan ağabey/kardeş misali doğmuş ilk sanatçılarımızdan ikisinin ortak yapıtı da denilebilir… Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Konseri… Solist: Cihat Aşkın, Tarih 29 Ocak 2010 Cuma, Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu. Saat 20.00 … devamı »


Tırışkadan teyyare… Yılmaz Özdil

Eklenme Tarihi : 28 Oca 2010 | Kategori: Basından


Daha önce İzmir’i kerizlemeye çalışmışlardı. “Expo’yu alacağız, acayip müthiş, aklınız durur” filan diye… Expo 2010 hangi şehirde? Madem bu kadar önemli bir hadiseydi, niye bilmiyoruz. Nerdedir bu seneki Expo?.. Şimdi de İstanbul’a aynı numarayı yapıyorlar… Halk arasındaki tabirle, Avrupa’da kültür başkenti olmayanı dövüyorlar birader. Üstelik, “Kültür başkenti olduk” diyorlar ama, “Kültür başkentleri olduk” aslında… Çünkü 2010′da üç şehir kültür başkenti, İstanbul, Essen, Pecs… 3′ün 1′i yani… devamı »



İstanbul AKM’nin yıkılıp yerine çok daha göz alıcı bir kompleks kültür merkezinin yapılması sözü Belediye Başkanı sayın Kadir Topbaş tarafından verildi. Sözün tutulup-tutulmama konusundaki güvensizliğe önceki yazılarımızda değinmiştik. AKM teknik yapısını iyi bilen Sn. İsmail Aksu mevcut durum hakkındaki detayları şöyle açıklıyor: …Bir sahne uzmanı olarak AKM’nin sahne mekaniğinin, onarıldığı takdirde mükemmel olduğunu, Türkiye’de bir benzeri bulunmadığı gibi Avrupa’nın ve Dünya’nın birçok operalarında bile bu düzeyde sahnenin olmadığını belirtmek istiyorum… Alanında ehil olmayan kişilere yaptırılan her bakım ve tamirat yeni bir eksikliği binanın alt yapısına gömdü… devamı »


Çokseslilik Üzerine… Ruhi Su(1912-1985)

Eklenme Tarihi : 26 Oca 2010 | Kategori: Tarih ve Anılar


Batı müziği, bizim halkımızın çoğunluğunca daima bir yabancıdır, anlaşılması güç bir dildir. Kültürümüzün kökleriyle başka dünyalarda oluşumuz bunun nedenlerinin başında gelir. Bizim geleneğimizde çokseslilik yoktur. Biz bu aşamaya batı kültürüne yöneldiğimiz bir anda geldik. Batı kültürüne yönelişimizin tarihi de iki yüzyılı bulur. Yalnız müzik değil, bir uygarlık yaratılabilirdi bu süre içinde. Demek ki müzikte değişiklik giysilerin ya da faydası kolayca anlaşılan diğer araçların değiştirilmesi gibi kolay olmuyor… devamı »



Türk Müziğinde çokseslilik tartışmaları uluslararası müzikle (Klasik Batı Müziği) tanıştığımız günden bu yana devam etmektedir. Mesleki müzik eğitimi veren yeni yeni kurumların açılması ve müzik eğitimi alan bireylerin artması, iletişim olanaklarının gelişmesi, kitap, makale ve araştırmaların çoğalması Türk müziğinde çokseslilik konusundaki tartışmaların daha da gelişerek sürüp gideceği izlenimini uyandırmaktadır… devamı »


2010 Ali Ufki Yılı…

Eklenme Tarihi : 23 Oca 2010 | Kategori: Etkinlikler


İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, 2010 yılını, Türk Musikisi Vakfı ve Fikret Karakaya’nın projesiyle “Ali Ufkî(1610?-1675?) Yılı” ilân etti. Yıl boyunca gerçekleştirilecek konserlerin ilki, Bezmara Topluluğu tarafından 24 Ocak Pazar günü saat 19.30′da İstanbul Şale Köşkü’nün Manej Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinlik Fikret Karakaya’nın Konserden önce Ali Ufkî ve eseri Mecmûa-i Sâz ü Söz üzerine yaptığı konuşma ile başladı. devamı »



Müzik, 20.yy ikinci yarı sonrasında halk ile iç-içeliği derecesinde seslenim alanını büyütmüş, daha geniş kitleleri konser mekanlarına dahil etmede yeni bir seçenek ortaya çıkmıştır. Sanat ve popülerlik arasındaki uyum çalışmalarının gerekliliği, sanatın popülere kaydığı görüş/gözlemi, teknoloji&iletişim hızının bir gerçeğidir. İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu Genel Sanat Yönetmeni Aylin Şengün Taşçı’nın konser izleyicileriyle öteden beri ilgimizi çeken pozitif diyalogları, devlet müzik kurumları açısından yeni bir sayfa açılımının başlangıcı gibi… devamı »



« Önceki Yazılar   |  



Hoşgeldiniz