Sayın Zerrin Üngör Ergül Hanımefendi’nin eleştirilerine cevabımdır… Salih Zeki Çavdaroğlu


Toplam Okunma: 1884 | En Son Okunma: 20.07.2017 - 17:46
Kategori: Cevabi Yazılar

Bir müzikolog olarak Türk Musıkîsi’ne onlarca yıl yazıları ve yayınları ile hizmet etmiş olan bir büyüğümüzün 10 Ağustos 2009 günü Allah’ ın rahmetine kavuştuğunu ve bu vefât olayının başlangıcından defnedilmesine kadar olan süreçte şahsen olumsuz olarak değerlendirdiğim hususları nâcizâne bir üslûpla kaleme almış, MUSIKÎ DERGİSİ’ ne göndermiş ve yazım orada yayınlanmış idi…

Aradan geçen yaklaşık 4 yılık bir süreden sonra 11 Nisan 2013 günü aynı dergide üstadımızın muhterem kerimeleri Zerrin Üngör Ergül Hanımefendi’nin şahsımı hedef alan, hiç de hak etmediğime inandığım eleştileri ile karşılaştım.

Hanımefendinin benim yazıma olan eleştirilerin eksenini üstâdın vefat ettiği sokakta, kendilerinin de ifade ettikleri gibi uzun süre sahipsiz kalması oluşturuyor.

Bu haberi sanki medyaya adeta bir asparagas habercesine ben servis etmişim gibi târizlerde bulunuyor ve kendilerinden aile bireyi olarak neden teyid almadığıma kadar suçlamada bulunuyorlar.

Oysa yazımın daha girişini dikkatle okumuş olsalardı, o haberi ben, yazımda anlattığım kelimelerle aynen ölüm olayının vuku bulduğu günün akşamı Habertürk TV ana haber bülteni içinde dinlediğimi ifade etmiştim.

Yani eğer bu vesile ile birileri tekzib edilecekse bu haberi yapan televizyon kuruluşu ve onun bireyleridir. Benim yaptığım, ulusal bir yayın kuruluşunun verdiği bu olumsuz habere insiyaki bir tepki idi.

Böylesine bir umursamazlık karşısında ilgili kamu kurumlarına sitem mahiyetinde eleştirilerde bulunurken de, ne aile ve akrabaları, ne de konu komşuları hakkında zımnen dahi olsa en ufak bir suçlamada bulunmamıştım.

Kaldı ki aynı haber yine o gün içinde MUSIKÎ DERGİSİ’nde “Türk Müziği’ nin Çınarı Etem Ruhi Üngör” başlıklı yazıda da aynı anlamda verilmişti. Bkz: http://www.musikidergisi.net/?p=1132

Aradan dört sene gibi uzun bir zaman geçtikten sonra, haberin yalanlanması ve bunun faili de sanki benmişçesine ağır isnatlarda bulunulması beni sadece şaşırttı. Şayet olay kendi dedikleri şekilde gelişmişse ki muhakkak öyledir; vefat sonrasında üstâdın öylesine çirkin ve üzücü bir durumla karşı karşıya gelmemesi beni bir manevi öğrencisi ve kardeşi olarak muhakkak sevindirecektir.

Diğer hususlardaki eleştirilerini ise hiç üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz buluyorum.

Sözün özü; bu konuda benim yazım ve hanımefendinin buna dair eleştirel yazıları ortadadır. İnsaf sahipleri gerekli hükümde birleşeceklerdir.

Ben yine de üstâdın kıymetli evlatları olarak kendilerine tekraren başsağlığı diliyor, her hangi bir kastım ve kusurum olmaksızın, haddim olmayarak kaleme aldığım yazımdaki ifadelerimden dolayı kendilerinden özür diliyorum.

Saygılarımla efendim…




Hoşgeldiniz